#İncirKuşları
"Tek gerçeği acı olan bu dünyada beni hayatta tutan şey Allah'a olan inancımdı."
Merhaba kitap severler Semra 'un tavsiyesi üzerine okuduğum, @akyuz_sinan 'ın kaleminden çıkan ve Boşnak halkının yaşadığı acımasızlığı iliklerinize kadar hissettirecek bir eser ile geldim.
Kitabı kendi içinde üç kısma ayırabilirim parlak, aşk ve sevgi dolu mutlu anlar ile başlayan günler, karanlığın görünmeye başladığı, yavaş yavaş içine hapsettiğ acımasız, vicdansız günler ve son olarak da her şeye rağmen devam eden eskisi kadar parlak olmasa da yine de mutluluk vaat eden günler olarak.
Eser Suada'nın konservatuvarda Prf. Duşanka'nın odasında karşılaştığı mavi gözlü bir genç olan Tarık ile karşlaşmasıyla başlamaktadır. İkilinin ilk karşılaşması asla son olmayıp aşklarının ilk adımı oldu. Suada Saraybosna'da okuyup hemşire teyzesi İfeda ile birlikte yaşamaktadır. Bir Ramazan zamanı ailesinin yanına döner ve bir daha bir süre teyzenin yanına dönemez, yıllarca sevdiklerini göremez.
Ailesinin yanına dönerken kendisini göstermeye başlayan soykırım o döndükten sonra çığ gibi etkisini büyüterek o günleri yaşayan, yaşamayan vicdanı olan herkeste büyük yaralara neden olmuştur.
Bu kitap nasıl anlatılır, yorumlanır hiç bilmiyorum. Kitap üzerine cümlelerimi toparlamak çok zor, benim okurken midemin bulandığı içimin acıdığı şeyleri belki de binlerce kadın, çocuk, baba, eş yaşadı. İnsanlar, insanlık dışı muameleler gördü. Savaş yaşamayanların gözünde sadece 3 yıl sürdü ama yaşayanlar ve hissedenler için 3 yılın her bir günü binlerce ölüm, kayıp, acı ve çok daha fazlası vardı.
Bir yerde İncir kuşlarına ve Zineta teyze'nin yaşadığına çok üzülüp kitaba ara vermiştim sonrasında gelen acıların bu kadar ağır olabileceği aklıma bile gelmedi.. Suada, İfeda Teuze, ablaları Aysa ve Edina, annesi, babası, Ramiza abla, Kerima ve daha niceleri..
Kitap o günleri anlamak ve unutmamak için önereceğim bir eser ancak ağır soykırım, şiddet, taciz, tecavüz içermektedir. Bu bilinçle okunmasını tavsiye ederim.
#engelsizokurlaokuyoruz