Puan vermedi·120 syf.····Okunma: 19 Ocak 2026 18:27 Sürekli karşımıza çıkan ve bizi bununla imtihan eden ve sürekli çatışma halinde olan iki kavramın: akıl ve duygu ve bu iki kavramı iki zıt karakter olan Mürşit efendi(baba) ile Zehra(kız) üzerinden tartışan bir roman.
Bir tarafta gerçekçi, kuralcı, görev odaklı, katı, duygulara ve acıma gibi hislere hayatında pek yer vermeyen öğretmen Zehra, diğer tarafta ise çoğunlukla duygularıyla hareket eden, gerçekleri göremeyen, iyi niyetli ve bu yüzden hayatı mahvolan Zehra'nın babası Mürşit efendi.
Günlük hayatta da sürekli karşımıza çıkan ve bizi çok zorlayan akıl ve duygularımız, acaba hangisiyle hareket etmeliyim tereddütü ve zorluğu...
Kitap da tam olarak bu iki kavramın sadece birinin olmasının nasıl bir dengesizlik ve eksiklik yarattığını çok güzel anlatmış.
Babasını tek taraflı olarak anlatıldığı için kötü, ailesini dağıtan bir adam olarak tanıyan Zehra, duygusuz ve hayatında acımaya yer vermeyen birine dönüşmüştür ta ki madalyonun öbür yüzünü görünceye dek.
Babasının ölümüyle beraber istemeyerek de olsa İstanbul'a dönen Zehra, babasından kalan sandıktan çıkan not defterini okumaya başlayınca aslında bir olayı tek taraflı dinleyip buna göre peşin hüküm vermenin ne kadar yanıltıcı olabileceğini görüyor.
Kendisine çok kötü diye tanıtılan babasının, aslında iyi bir insan olduğunu, herşeyi ailesi özellikle kızları için yaptığını öğrenen Zehra'nın, o katılığı da duygusuzluğu da bu gerçeklerle yok olmaya başlar ve bu kitabın son cümlelerinde çok açıkça anlatılır.
-Baba... Zavallı babam... Affet beni...
...
Genç muallimenin artık hiçbir eksiği kalmamıştır. "Acıma"yı öğrenmiştir (syf:114).
Bazen aşırı merhamet ve o acımanın veya sadece akıl ile hareket edip duyguları bir kenara atmanın çok yıkıcı sonuçları ile karşı karşıya kalıyoruz.
O halde nasıl davranmalı? Akıl mı? Duygu mu?
Sanırım birinin eksik olduğu bir hayatta sürekli yıkıcı ve ağır sonuçlar kaçınılmaz olacaktır. Bir denge olmalı ve akıl ile duygu karşı karşıya değil birbirlerini tamamlayıcı iki kavram olarak hayatımızda yer edinmeli çünkü Zehra'da olduğu gibi acıma duygumuzun filizlenmesi insanlığımızın eksik tarafını tamamlayacaktır.
Akıl mı? Duygu mu? Değil.
Hem akıl hem duygu... Denge...