Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Evlilik Herkesi Tamamlamaz, Bazı Erkekleri Yok Eder
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 14:11
AcımakAcımak, yanlış bir evliliğin bir insanı nasıl adım adım bedbahtlığa sürüklediğini ve böyle bir ailede büyüyen çocukların bu yükü nasıl sessizce taşıdığını açık seçik gösterir. Roman, gündelik hayatta sıkça kullanılan “anasına bak, kızını al” sözünün yalnızca bir yargı değil, kimi zaman yaşanmış bir hakikat hâline nasıl geldiğine de tanıklık eder. Zehra, suçluluk, gurur ve temizlik takıntısıyla örülü bir ahlakın içinde yaşar; ahlaki leke ve toplumsal teşhir korkusu onun iç pusulasıdır. Fedakârlığı zamanla bir erdeme değil, katı bir gurura dönüşür. Kendini inkâr ederek kurduğu bu benlikte merhamete yer yoktur; acımak, zayıflıkla eş anlamlıdır. Bu zaafı dışında neredeyse hiçbir zaafı yoktur. Peki, bu zaaf nasıl giderilir? Mürşit’in temel körlüğü de burada açığa çıkar: Akıllı, gözü açık ve anlayışlıdır; fakat kendine en yakın olanı, kendi hayatını göremez. “Göz kendini göremez” cümlesi, onun gecikmiş fark edişlerinin özeti gibidir. Yanlış bir evlilikle kurulan bu hayat, ancak bedbahtlık derinleştikten sonra anlaşılır; Mürşit her şeyi hep çok sonradan görür. Hikâyeyi dinlerken, Mürşit’in sesi kulağımda hep aynı cümleyle dolaştı: “Aman oğlum, sakın evlenme; istemediğin bir adam oluverirsin. Azıcık da olsa anlıyorsun.” der gibi dinledim. “Hani çocukları korkutmak için derler ya: ‘Bak öyle olursun.’ Acımak’ta bu sözün yetişkin karşılığı var: Bak evladım… evlenirsen Mürşit gibi olursun.” Bir insan, kötü bir evlilikten kötülüğü bildiği hâlde neden kopamaz? İrade nasıl sersemler, hüküm verme kudreti nasıl felce uğrar? Acımak, bu sorulara hazır cevaplar sunmaz; fakat satır aralarında, bu çözümsüzlüğün insanı nasıl adım adım bağladığını son derece açık bir biçimde gösterir. Her şey bu kadar geç anlaşılıyorsa, verdiğimiz hükümler ne kadar erken?
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma
Acıma duygusu en fazla nelere mal olur?
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2025 16:39
Bana inceleme yazdırmak isteyen Acımak kitabı, Reşat Nuri Güntekin'in 1928 yılında kaleme aldığı kısa soluklu bir roman... (ama duygusal ağırlığı fazla olan bir roman..) Roman iki karakterin ağzıyla ve iki kısımda anlatılıyor. İlk kısımda Baş Muallime Zehra'nın gözüyle çocukluğu ve nasıl öğretmen olduğu anlatılıyor. Romanın devamında Mebus Şerif Halil Bey ile Maarif Müdürü Tevfik Hayri Bey'in konuşmalarından sonra Baş Muallime Zehra'nın inkar ettiği bir babasının olduğu ortaya çıkar. Ölüm döşeğinde olan Zehra'nın babası Mürşit Efendi, son nefesinde Zehra'yı yanında görmek ister. Kitabın ilk kısmı Zehra'nın hasta babasını görmek üzere İstanbul'a doğru yola çıkışı ile sona erer. Kitabın ikinci kısmı Mürşit Efendi'nin öldükten sonra, kendi hayatı hakkında yazdıklarını içerir. Kitabı okuduktan sonra babasını küçükken zalim, ayyaş ve zorba bilen Zehra acı gerçekle yüzleşir... Roman hakkında bilgi vermekten çok kendi duygularımı yazmak istiyorum buraya. Acıma duygusunun başımıza neler getirdiğini tüm iliklerime kadar hissettiğim bu kitapta bir kız çocuğunun babasıyla ilişkisinin hayatını nasıl etkilediği, sınırlarımızı korumadığımız hâlde nasıl ihlal edildiği, sırf acıma duygusunun ölçüsünü kaçırdığımızda hayatımızın nasıl bir hiç olabileceği düşüncesi iliklerime kadar işlendi. Romanda Zehra karakterinin ne kadar mağdur olduğu görülüyor ama bence asıl mağdur Mürşit Efendi. Acıma duygusuyla, iyi niyetiyle "Acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazım!" diyen Mürşit'in eşi ve kayınvalidesi tarafından sömürülmesini, çocukları tarafından hep yanlış anlaşıldığını, evlatlarını çok sevmesine rağmen nasıl gösteremediğini kabul etmek çok zor oldu benim için. Ah kalbim Mürşit Efendi, nasıl da sarılmak istedim sana. Mürşit bu kadar saf olma diye kızdım hep kitabı
Edebiyat
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma
Madalyonun daima iki yüzü var.
Puan vermedi·120 syf.·
2025 9. kitabı
AcımakAcımak Kitabın sonunda şöyle diyordu; benim zavallı babam.. Baba .. zavallı babam.. affet beni. Biraz geç kalmadın mı Zehra ? Madalyon’nun her daim iki yüzü vardır sözü bu kitapta adeta hayat bulmuş. Öksüz bir çocuk olarak hayatta kalmayı başarmış Murşit Efendi ama karısı ve onun annesinin yaptıklarına yenilmiş. Vazgeçmiş kendinden hayattan. Acı dolu bir hayat,yoksullukla sefaletle evlat hasreti ile geçmiş bi çare yıllarla dolu bir hayat. Kitabı okurken ağladım mı? Evet hemde hıçkıra hıçkıra. :(( Ağlamak isteyen buyursun okusun.. Keyifli okumalar.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma
Önyargıdan merhamete
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 23:52
Roman; önyargılarımız, merhamet duygusu, aile bağları temaları üzerine kurulmuş bir anlatıya sahip. Açıkçası böyle bir son beklemiyordum, beni şaşırttı fakat beğendim. Zehra’nın yaşadığı değişim, adeta bulutlu bir havanın ardından güneşin açması gibi hissettirdi. Romanın yarısından sonrasının günlük şekilde yazılması da okumayı daha da akıcılaştırdı. Düşündürücü ve empati kurdurmaya yönelik bir eser olması tavsiye edeceğim kitaplar arasında yer almasına sebebiyet verdi. İyi okumalar.
2026 Okuma Raporları
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 259. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 00:00
AcımakAcımak, Milli Edebiyat Döneminde önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe ve Anadolu Notları gibi eserlere imza atmış Türk roman, öykü ve oyun Reşat Nuri GüntekinReşat Nuri Güntekin'in 1928 yılında yayımlanan romanıdır. Küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmenin geçmişte babası ile ilgili yaşadığı kötü anıları, babasının günlüğünü okuduktan sonra babası ve kendi hayatı ile ilgili gerçekleri öğrenmesini konu alır. Kitap akıcı bir dille kaleme alınmış sürükleyici bir eserdir. Bir insanda bulunması gereken en önemli özelliklerden birisini konu almıştır. Anlatılan olay oldukça akıcı ve gerçekçi dille anlatılmıştır. Dili sadedir, anlaşılması kolaydır ve tasvirler çok yerinde kullanılmıştır. Kitabı okurken duygusallığı had safhada yaşadım. Kendimi ağlamamak için zor tuttum. Final sahnesinde ise gözyaşlarıma hakim olamadım. Çok etkileyici, sürükleyici, sarsıcı ve çok dokunaklı bir romandı. Hararetle tavsiye ediyorum. Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir... Fikrimce yalnız doğruluk hastalığı, bir hak ve hakikat meselesi etrafında toplanmak kabiliyeti, bir cemiyeti mesut etmeye kâfi gelemez... Bunun için acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazım!..” Edebiyatımızın büyük ustası Reşat Nuri Güntekin, Acımak’ta nefret ile sevgi arasındaki ince çizginin tasvirini ustalıkla yapıyor. Zehra Öğretmen ile babası Mürşit Efendi’nin hikâyesi üzerinden beşeri duyguları tüm yalınlığıyla ortaya döken usta yazar, bu romanla yerel olanda evrenseli yakalıyor. İki ayrı vaka
Edebiyat
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma
Zehra acımayı öğrenmişti..
9/10
·120 syf.··
2025 12. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2025 15:13
Evet, genç muallimenin artık hiç bir eksiği kalmamıştı.. Eğitim hayatında katı, disiplinli kuralları olan ama genel olarak acıma duygusu pek olmayan bir kadındır. Gerçekte babasının yaşadığını biliyor fakat herkese yetim olduğunu söylemesinin sebebi babasını sevmemesi ve geçmişteki talihsiz aile yaşamından kalan kötü hatıraları olmasıdır. Bir gün babasının hasta yatakta olduğu haberini alınca gitmemekte inat etse de sonunda buna razı olup gider ancak babası son nefesini vermiştir. Ondan kalan tek şeyde hayatı boyunca tüm yaptıklarını kaleme aldığı hatıra defteriydi ki nitekim Zehra’nın tüm ön yargılarını kırıp babası için ilk göz yaşlarını dökmesine sebep olacaktır…
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma
İlk incelemem :)
10/10
·120 syf.··
2025 6. kitabı
Bir süre önce arkadaşlarıma "Beni paramparça edecek bir kitap önerin." demiştim. Kitabı arkadaşlarım mı önerdi yoksa internette tesadüf edip mi okumaya karar verdim hatırlamıyorum. Ama şunu söyleyebilirim ki kitap bitince beni paramparça etmeye yetti. Kulağa abartılı bir cümle gibi gelebilir ama bi kitabın herkeste bıraktığı etki aynı olmayabilir. Ben bir edebiyatçı değilim, kitabın edebi niteliğiyle ilgili pek bilgi veremem ama aklımda kalanlardan ve bende bıraktığı etkiden bahsedebilirim. Kitap bittikten sonra birkaç dakika boşluğa bakıp düşündüğümü hatta bi kırgınlık hissettiğimi söyleyebilirim. Bu kırgınlığın kitabın beklentimi karşılamamasından değil Mürşit Efendi'nin yaşadıklarını fazla benimsememden kaynaklandığını düşünüyorum. Kitapta Zehra Öğretmen ve babası Mürşit Efendi'nin hikayesi anlatılıyor. Zehra; öğrencileri için canla başla çalışan, adil, koca yürekli bir öğretmen. Mürşit Efendi ise, Zehra'nın yıllarca ailesine eziyet eden, alkolik bir canavar olarak tanıdığı babasıdır. Koca yürekli bir öğretmen dedik ancak Zehra'nın tek bir kötü özelliği var ki o da acıma duygusunun olmaması. Zehra, yıllarca babasını ailesinin yıkımına sebep olmuş bir canavar olarak görmüş ve ona karşı asla sevgi beslememiştir. Başlarda bende Zehra'ya hak veriyor Mürşit Efendi'ye epey kızıyordum ama kitabı okudukça hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anladım. Babası ölünce Zehra, babasının günlüğünü okuma fırsatı buluyor. Bu sayede yıllarca annesi ve büyükannesinin alkol bağımlısı bir canavar olarak yansıttığı babasının; aslında kendi halinde, idealleri ve namusu için çalışıp çabalayan bir devlet görevlisi olduğunu ve asıl yıkıma neden olanların annesiyle büyükannesi olduğunu öğreniyor. Zehra gerçeği öğrenmekte geç kaldı ama bu gerçek Zehra'ya acıma duygusu kazandırdı. Bende
Edebiyat
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma
8/10
·114 syf.··
2025 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 14:44
114 sayfa içerisinde ne olabilir kii..? Bir Türk klasiğinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayııız. 114 sayfa olduğuna bakmayın, etkisi çok fazla... Kısaca kitaptan bahsedersek, yıllarca babasını doğru düzgün tanımayan ve ona karşı büyük bir nefret beslemiş öğretmenin, uzun bir zaman sonra babası tarafından kendi benliğini ve hayatını yazdığı defterini okuyarak asıl babasını tanımasını konu alıyor fakat, iş işten geçmiştir... Kitabın üslubuna bakarsak günümüze nazaran kullanılmayan kelime sayısı fazla olduğu için okuma süresini arttırabiliyor. Kitabın karakterleri ve işlenen duygular çok kuvvetli, ister istemez etkileniyorsunuz. İlk başlarda karakterlerin tasvirleri biraz garip gelmişti ama zamanla alıştım. Onun dışında çok güzel ve etkileyici bir kitaptıı... Kesinlikle Türk edebiyatının olmazsa olmazı olarak ebedîyen kalmalı, tavsiye ederiiimm
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma
Tek taraflı anlatılan her hikâye eksiktir…
8/10
·120 syf.·
2026 16. kitabı
Reşat Nuri GüntekinReşat Nuri Güntekin ‘in Acımak adlı romanı, insanın olaylara tek bir pencereden bakmasının nasıl büyük yanılgılara yol açabileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyar. Yazar, merhamet kavramını merkezine alırken aslında okura çok daha derin bir mesaj verir: Gerçeği bilmeden hüküm vermek, en ağır adaletsizliktir. Romanın başkahramanı Zehra, babasını sorumsuz, ahlaksız ve ailesini yüzüstü bırakmış biri olarak tanır ve yıllarca ona karşı kalbinde öfke taşır. Ancak babasının günlüğünü okudukça bildiği tüm gerçeklerin eksik, hatta çarpıtılmış olduğunu fark eder. İşte tam bu noktada roman, okuru da kendi önyargılarıyla yüzleştirir. Çünkü biz de Zehra ile birlikte babayı yargılar, onu tek taraflı anlatılan hikâyenin içinde suçlu ilan ederiz. Oysa gerçeğin diğer yüzü ortaya çıktığında, “kötü” sandığımız bir insanın aslında fedakâr ve iyi niyetli olabileceğini görürüz. Bu eser, insan ilişkilerinde empati kurmanın ne kadar önemli olduğunu gösterir. Olaylara yalnızca kendi yaşadığımız acının içinden bakarsak, karşımızdakinin yaşadığı mücadeleyi görmezden geliriz. Böylece belki de en iyi kalpli bir insanı bile zalim ilan edebiliriz. Romanın en güçlü yanı da budur: İyilik ve kötülük kavramlarının çoğu zaman bakış açımıza göre şekillenmesi. Yazar, sade ama etkileyici diliyle, hüküm vermeden önce dinlemenin, anlamaya çalışmanın ve gerçeğin tüm parçalarını görmenin gerekliliğini anlatır. “Acımak”, yalnızca bir baba-kız hikâyesi değil; aynı zamanda önyargının insan kalbinde nasıl derin yaralar açtığını gösteren bir vicdan muhasebesidir. Sonuç olarak bu roman, bize şunu hatırlatır: Tek taraflı anlatılan her hikâye eksiktir. Ve eksik bilgiyle verilen her hüküm, bir insanı haksız yere “kötü” yapmaya yeter. Gerçek merhamet ise, anlamaya çalışmakla başlar.
1000Kitap
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 13:31
Küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusunu kaybeden Zehra öğretmenin babasının ölümünden sonra eline geçen günlüğün tozlu sayfalarında gerçekle yüzleşmesini anlatıyor. Geçmişte yaşanan acı olayların yaşamımızın her anında sürekli etkili olduğunu akıcı ve gerçekçi bir dil ile anlatıyor Reşat Nuri Güntekin. Yalın bir dil ile yazılmış anlaşılması kolay bu eserde tasvirler çok yerinde kullanılmıştır. Bir karakterden önce nefret edip sonra onu nasıl sevebilceğimizi hatta onun için üzülüp ağlayabileceğimizin kanıtı bu kitap çünkü hiç kimse göründüğü kadar suçlu ya da masum değildir. Siz de kendinize bir iyilik yapın bu akşam bu vicdan muhasabesine ortak olun. Kitapla sevgiyle kalın. Bu güzel eseri birlikte okuduğumuz için dostum Pelin K.Pelin K. teşekkür ederim
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,5bin okunma

Yazar Hakkında

Reşat Nuri GüntekinYazar · 37 kitap
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır. Hayatı 1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu. Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu. 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi. 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir. Eserleri Hakkında Bilgiler Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Çalışma Yöntemi Hakkında Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar: "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."