·198 syf.····Okunma: 19 Ocak 2026 20:29 Sinemadan ve Televizyondan tanıdığımız Ercan Kesal’ın, esas mesleği olan doktorluk yıllarında, Anadolu’nun uçsuz bucaksız bozkırlarındaki hatıralarına, anılarına şahitlik ediyoruz kitapta. Açlığın, yoksulluğun, sefaletin elinde neşet eden saflığı, iyi niyeti, diğerkâmlığı seyrediyoruz. Elma’nın, kayısının tadını doyumsuyoruz. Rüzgârın buğday tanelerini sallayarak eve getirdiği toprak kokusunu burnumuzun dibinde hissediyoruz.
Sobanın yanında biz de ayaklarımızı ısıtıyoruz. Bozkırın türlü dertleriyle biz de haşır neşir oluyoruz. Ölen çıplak bedenlerin soğuk mermere değişini, çaresizlikle kalkışılan intiharların, insana hiçbir dayanak bırakmayışının neticesi oluşu yüreğimizi yakıyor. Ülkemizin bitmek bilmeyen acısının, kederle ve hüzünle yoğurulmuş hamurunun nasıl her gün ateşe verilerek piştiğinin, olgunlaştığının fotoğrafı seriliyoruz önümüze. Ben hissettiklerimi kısaca yazdım. Konusunu zaten her yerde bulursunuz.