Gönderi

Puan vermedi·832 syf.··
2025 45. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 22:25
Bodrumlu yazar Herodot, tarihin babası olarak anılır. Sebebi, tarihi ilk defa yazan kişi olmasından değil; tarihi ilk defa bu şekilde ele alıp aktaran kişi olmasındandır. Okuyunca anlaşılacağı üzere hikâye dili ve yer yer öznel anlatım kullanır. Bu ise daha önceki tarih anlatımlarında bulunmayan bir özellikti. Bu açıdan tarih anlatımında çığır açmıştır. Bugüne gelen yerleşik birçok bilginin menbaı da bu kitaptır. Örnek vermek gerekirse, Skyt (İskit) kraliçesi Tomris Hatun’un Pers Kralı Kyros (Kiros)’a söylediği ünlü söz olan: “Massagetlerin efendisi olan Güneş adına ant içerim ki, kan dökmeye doymayan adam, seni ben kanla doyuracağım.” gibi alıntıların çıkış yeri burasıdır. Gerçekten de yendikleri savaş sonrası meydanda Pers kralını bulup kafasını kan dolu bir tuluma sokarak öldürmüştür. Yine bunun benzeri, günümüzde çok daha fazla bilinen 300 Spartalı (Lakedaimon) efsanesinin gerçek dayanağı olan, Yunan devletlerinin Perslerle karşı karşıya geldiği Thermopylae Savaşı’dır. Efsanenin ortaya çıktığı kitap yine budur. Lakin doğal olarak günümüzdeki abartılı hâlinden eser yoktur. O zamanki bilinen coğrafyalar incelikleriyle ele alınmıştır. Bilgisinin yetmediği bazı yerlerde ise buralarda devler ya da insan yiyenler olduğu gibi düşünceler öne sürülmüştür. Zamanındaki başlıca inanış olan pagan dini, kendisinde de filizlenmiş ve bunun gerçekliğinden şüphe etmemiştir. Entrikanın, ikiyüzlülüğün ve genel anlamıyla siyasetin neredeyse insanlık tarihiyle yarıştığının kanıtı olan bir eserdir. Yunan devletlerinin hatta Perslerin demokrasi girişimlerini başarı ve başarısızlıklarını da yine bu eserde görüyoruz. Özellikle ikinci bölümündeki Pers–Yunan savaşları ve arka plandaki siyasi ve politik olaylar epik bir şekilde ele alınmıştır. Mısırlıların birçok şeyin öncülü olduğunu, hatta Yunan tanrılarının Eski Mısır’dan alındığını söyler. Bunun gibi birçok ilginç bilgiyle donatılmıştır. Kitapta çok fazla isim ve yer adı olması hasebiyle, araştırarak ve sindire sindire okunduğunda çok daha faydalı olacağını düşünüyorum. Herodot’un dili sade ve akıcı olsa da yer adları ve diğer özel isimler işi biraz zorlaştırır. Yine de muazzam ve hikâye gibi okunası bir başyapıttır. Dipnot; bununla birlikte Herodot’un anlatımı bütünüyle sorgulanmadan kabul edilecek bir tarihçilik değildir. Gitmediği coğrafyaları görmüş gibi aktardığı, duyum ve rivayetleri çoğu zaman ayıklamadan metne dâhil ettiği bilinir. Mit ile olguyu modern anlamda birbirinden ayırmaz; tanrılar, kehanetler ve alametler tarihsel olaylarla aynı anlatı düzleminde yer alır. Ancak bu durum, eserin değerini düşürmekten ziyade onun sınırlarını gösterir. Herodot modern anlamda bir tarihçi değil; olayları doğrulamaktan çok, dönemin insanının dünyayı nasıl algıladığını anlamlandırmaya çalışan bir anlatıcıdır. Bu nedenle aktardıkları, kesinlik iddiasıyla değil; antik dünyanın zihniyetini, inançlarını ve siyasal reflekslerini yansıtan birer tanıklık olarak okunmalıdır. Tam da bu yönüyle eseri, salt bir tarih kitabından çok, insanlık düşüncesinin erken bir haritası niteliğindedir.
TarihHerodotos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,210 okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.