Gönderi

7/10
·48 syf.··
2026 4. kitabı
Türk edebiyatında kalemini en sevdiğim, bendeki yeri her zaman bambaşka olan yazar kesinlikle Mehmet Rauf. Okurlar onu genellikle Eylül’ün o meşhur melankolisi ve içsel sancılarıyla tanıyor, ancak Can Yayınları’nın Lacivert Klasikler serisinden çıkan "Bir Hastalığın İlacı" isimli öykü kitabı, yazarın pek de alışık olmadığımız, mizahi bir yönünü gözler önüne sermiş. Kitapta yer alan iki öykü var. İki öyküde de Mehmet Rauf’un dili kullanma becerisi yine hayranlık uyandırıcı. Yazar, karakterlerin o "marazi" hallerini, aşk uğruna düştükleri durumları anlatırken öyle bir ton yakalamış ki, 19. yüzyılın o ağır havası bir anda yerini trajikomik bir tebessüme bırakıyor. Kendi acısına aşık karakterlerin bu ironik anlatısı, Rauf’un insan psikolojisindeki gözlem gücünün ne kadar geniş olduğunu bir kez daha kanıtlamış, hayran kaldım. Eser, bana göre dönemin kadın-erkek ilişkilerini ve toplumsal cinsiyet rollerini analiz etmek için de faydalıydı. 1800’lerin son çeyreğindeki flört dinamikleri, erkeğin dünyasındaki "hassasiyet" algısı ve kadının bu oyunun içindeki yeri, bugünden geriye bakınca hem sosyolojik bir ders niteliğinde hem de oldukça eğlenceli. Mehmet Rauf, toplumsal normların birey üzerindeki baskısını ve bu baskının yarattığı absürt durumları ustalıkla satır aralarına gizlemiş. Can Yayınları’nın Lacivert Klasikler serisini zaten çok seviyorum, bu kitapta da yine şaşırtmadılar. Metnin sadeleştirme konusundaki başarısına ayrıca bayıldım. Orijinal metnin o kendine has tadını kaçırmadan, anlatıyı bu kadar akıcı ve duru bir hale getirmek gerçekten ustalık işi. Okurken hiç yorulmuyorsunuz. Ben bu kitabı en yakın arkadaşımla, sesli bir şekilde okudum. İkimizi de güldürdüğü için bendeki yeri hep özel kalacak…
Bir Hastalığın İlacıMehmet Rauf · 2021590 okunma
·
137 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
🤍