·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Ocak 2026 00:55 Hepimiz belki de bir bahçıvanızdır. Toprak da kendi hayatımız. Hayır bu girişin kitabın ana fikriyle doğrudan bir ilgisi yok. Ancak henüz kapağını yeni kapatmış ve bitirdiğim tarihi de not düşmüşken öyle bir yazı belirdi satırda...
Kitap sondan başlıyor. Yani sonunu bildiğimiz, acaba sonu ne olacak demediğimiz türden bir anlatı. Roman olarak geçse de, daha çok anı türünde. Peki güzel miydi? Kesinlikle evet.
Ölümden konuşmaktan hep kaçınırız. Onu yaşayanlara duyduğumuz empati de kısa sürelidir. Acı bulunduğu yeri kavurur...
Kendimize gelince, ölümü hiç mi hiç yakıştırmayız. Buradan bakınca, hiçbir yarına sığdıramıyorum ölüm tarihimi. Saatin hiçbir hali ölüm saatime dair bir işaret vermiyor. Fakat son belli...
Kitap da bu sondan bir önceki süreçten başlayarak, vefat eden babasını ve onun bahçesini anlatıyor.
Ölümü anmak iyidir. Bizi yaşamanın verdiği sisli histen uyandırır.
Ölüme tanıklık etmek için, bir okuyun derim, naçizane...
"Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başlıyorsunuz – a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da – babam hayattayken. Ya da – iki yıl sonra... Kızım doğduktan sonra da böyle olmuştu. Dünya aniden ikiye bölünmüştü – yeni (çocuğa ait) çağdan önce ve sonra.