Yoğurdun yeşil olmasıyla başlayan bir yolculuk... Çürüme... Bir hayal dünyasının tüm inanmışlığıyla açılan kapısı ve ardından çürüyen şeker ev... Hansel ve Gratel'in yakarak kurtulduğu kör cadı. Ya da yanarak oldukları son akşam yemeği; İsa'nın.
Bir celladın arşiv odasında, bir iradenin yok sayılmasıyla başlayan şeker ve çikolata kokulu bir çürüme... Masal bu ya tüm o yapış yapışlığın arasında, ortasında, tam kalbinde gerçeklik yanılsaması... Son masumiyet karinesinin yok edilmesi bir ruhta... Sahteliğin bile çürümesi, bahaneler... Oyun içinde oyunlar, yalanlar... Kimin kimi öldürdüğü belli olmayan bezgin bir savaş... Tüm savaşlarda zafer yangısıyla tutuşan hilekâr ve yorgun bir savaşçı... İçinde acı barındıran son ümit propagandasını yok sayarak salladığı kılıcın kendi boynunda yer bulması...
Zafer sizin paşam! Yok saydığınız tüm sınırlar, gördüğünüz tüm bu yıkım iradenizin, tacizinizin ve zaferinizin iniltileri altında tüm acısıyla sizin; Ancak Ölü. Çürümüş merhamet de bu olabilirdi; çarpıtılmış bir yaşam ya da sahici bir son! Çatal hamlesi bir tahtada, lakin sevginin Şah'ı teslim edeceği kimin aklına gelirdi...? Kaleyi içten fethetmek de dahilse bu çürük oyuna çok iyi piyon olurdu küçük bir kızdan... Buyrun paşam, altında kalacağınız milyonlarca söz, ölü bir tebaa, her gün ölmek yerine bir gün ölmeyi seçen bir Şah! Bütün bu çürümüşlüğün içinde en sahisi; cesaretinizin korumaya değil, yakıp yıkmaya yetebilmesi ancak. Bundan bu çürümüş şehrin çürük anahtarı kesik başınıza armağan; dilinizde şişen adamlık ise kuru kalabalık, hafızalarda hatıra kalan. Nihayet; "Aşk Venüs'süz, savaş Mars'sız devam eder; tanrılar artık olaylara müdehale etmiyorlarsa da, bu olaylar ne daha fazla açıklanabilir, ne de daha az şaşırtıcı olurlar..."
Çürümek; yanlış yolların hülyasında, doğru ayrımların hüznü ile bitti. "...bildiklerim hüzün verici..." Çürümüş bir delilik hali... Kırık ve bozuk bir bez bebek... Deli kız... "Beni cesedimden ayıran mesafe, benim için bir yaradır; bununla birlikte yine de mezarın cazibesine hevesleniyorum boşuna; Elden hiçbir şeyi çıkaramadığımdan ve debelenmeyi bırakamadığımdan, içimdeki herşey solucanların içgüdülerim nezdinde işsiz kalacaklarına temin ediyor beni. Hayatta da ölümdeki kadar yeteneksiz olduğumdan, kendimden nefret ediyorum, bu nefret içinde de başka bir hayat, başka bir ölüm düşlüyorum. Hiç görülmediği gibi bir bilge olmayı istemiş olduğum için, deliler arasında bir deliyim sadece..." Beni hatırladın mı?
open.spotify.com/track/7d6a6iCrD...
Keyifli okumalar...