Puan vermedi·248 syf.····Okunma: 21 Ocak 2026 11:08 Bazı kitaplar vardır, bittiğinde sadece hikâye sona ermez; kafanın içinde dolaşmaya devam eder. Alper Canıgüz’ün Kıyamet Park’ı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Bir polisiye okuyormuş gibi başlayıp, sayfalar ilerledikçe insanın içini hafiften kaşıyan bir huzursuzlukla baş başa bırakıyor.
Alper Kamu zaten başlı başına tuhaf bir karakter: Dokuz yaşında, fazlasıyla zeki, fazlasıyla farkında ve bu yüzden de dünyayla pek uyumlu değil. Kıyamet Park’ta yine yetişkinlerin karmaşık, çoğu zaman anlamsız dünyasına onun gözünden bakıyoruz. Cinayet var, gizem var ama asıl mesele “katil kim?” sorusundan çok, bu dünyanın neden bu kadar çürük olduğu sorusu gibi hissettirdi bana.
Kitabı okurken sık sık gülümsedim ama bu gülümseme tam anlamıyla rahatlatıcı değildi. Alper Canıgüz’ün mizahı öyle bir mizah ki, gülerken aynı anda biraz rahatsız oluyorsun. Çünkü şaka yapılan şeyler aslında oldukça tanıdık: güç, çıkar, ahlak ve insanların kendilerini kandırma biçimleri. Alper Kamu’nun ağzından çıkan cümleler bazen bir çocuğa ait olamayacak kadar ağır ama tam da bu yüzden etkili.
Atmosfer olarak kitap giderek daha kapalı ve tekinsiz bir hâl alıyor. Olaylar ilerledikçe sadece karakterlerin değil, okurun da nefesi biraz daralıyor. Polisiye sevenler için sürükleyici, ama benim için kitabın asıl gücü, polisiye olmasından çok insanı düşünmeye zorlamasında yatıyor.
Kısacası Kıyamet Park, hızlıca okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil. Eğlenceli, karanlık, zekice ve yer yer can sıkıcı — ama iyi anlamda. Eğer hem gülmek hem de “bir durup düşünmek” istiyorsanız, Alper Canıgüz’ün bu kitabı kesinlikle buna değiyor.