·160 syf.····Okunma: 16 Aralık 2025 10:24 Taa ortaokulda falan olması lazım sevdiğim matematik hocamın bana verdiği bir kitap. Sonradan FETÖ yüzünden başı derde girdi diye biliyorum. Bu kitap alma olayları nasıl oluyor bilmiyorum açıkçası. Yani kitabın içeriği güzel diye mi öğrenciye veriyorlar hani oradaki ana fikirleri alıp işlesin diye yoksa rastgele mi seçiyorlar tam emin değilim. Bence bu kitap baya rastgele seçilmiş çünkü ortaokulda benim bu kitabı anlama ihtimalim yoktu. Erkenden okuyup Çehov boş adam diye düşünüp sonra hiç okumamamı mı istediler acaba. Çünkü pek de bana tavsiye edecekleri bir şey değil. Tabii aksine ben o yaşta çok kitap bulamadığım için okumuştum ve pek de bir şey anlamama rağmen bu “kısa öykü” formatını çok sevmiştim. Çok daha hızlı başlayıp bitmesi çok ilgi çekiciydi o zamanlar hep okuduğumuz büyük romanlar aksine. Ama hiçbir şey de anlamamıştım açıkçası. Bu yaşımda bile tam anladığımı düşünmemekle beraber inceleme değil günlük niyetine buraya yazmak isterim ki Çehov gerçekten çok kaliteli bir yazar.
Bu yazıda değinmek istediğim en önemli şey belki de sanatın bilimin ne kadar önünde olduğu. Üstelik sadece bilimin değil kendisinden yıllar sonra gelecek olan filozofların bile önünde. Foucault “Panoptikon” kavramını daha ortaya atmadan çok daha önce ezen ezilen ilişkisinin artık ezene bağlı olmadığını, ezilenin kendi kendini ezebildiğini öngören ve bunu çok çarpıcı bir hikayeyle sunabilen bir adam. Bir noktada süperego bile diyebiliriz Freud’dan. Zaten Freud’un kendisi de dediği üzere sanatçılar ve filozoflar bilinçaltını çok daha önce buldu, kendisi ise sadece bunu incelemeye yarayan bir teknik geliştirdi. Mütevazı bir yaklaşım elbette ama ne kadar haklı olduğunu sadece bu öykülerde bile görebiliyoruz. Çehov bir tıp doktoru olmasının faydasıyla belki de inanılmaz iyi bir sosyolog-psikolog. Çünkü her zaman halktan çeşit çeşit insanlarla muhatap oluyor. Ve bu insanları iyi tanıyor. Ve hipotez oluşturmasına, bilimsel zincirlerde kalmasına gerek olmadığı için gördüğü şeyleri yazıyor. Ve gördüğü şeyler de doğru çıkıyor haliyle. Ha bunu yaparken de çok güzel bir kalemi var yalan yok. Ki bunu durum hikayesi yazarak yapabiliyor. Durum hikayeleri olay hikayelerinin aksine çok daha sabit yerinde duran çok olay içermeyen o vurucu sonları olmayan hayatın içinden bir kesit gibi hissettiren hikayelerdir. Doğal olarak böyle anlatınca bile insanlara bir noktada sıkıcı geliyor olabilir ama bence Çehov’un hikayeleri o sıkıcılıkta kalmamış. Genel olarak içinde nereden çıktığını bilmediğim bir heyecan var. Belki de sonda hiçbir şey olmayacağını bilmemize rağmen nereye varacağını bilmediğimiz için ortaya çıkan bir heyecan diyebiliriz.
Çehov gerçekten çok başarılı bir yazar. Maalesef ki erken ölümü sonucunda belki de ilerde yazabileceği daha ne müthiş eserleri göremedik ancak şu an elimizdeki eserleri bile süper. Kısa öykü türünün bir numarası ve okuyan yazarları mutlaka etkilemeli diye düşünüyorum. Kesit öyküleri çok etkileyiciler ve çok daha gerçek hayatın bir parçası gibi hissettiriyorlar. Harika bir yöntem. Biraz okuması zor alt metinleri anlaması da öyle ama yeterli okuma olgunluğuna gelen herkes mutlaka bu adamın hikayelerini okumalı diye düşünüyorum.