Gönderi

Tante Rosa: Bir "Tutunamayan" Kadın mı?
10/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
​Sevgi Soysal’ın Tante Rosa’sını okurken, zihnimde sürekli İrem Erdem Atak’ın o şahane makalesi döndü durdu: Manik Savunma. Rosa’yı sadece toplumun normlarına uymayan, "beceriksiz" ya da "hayalperest" bir kadın olarak okursanız, onu çok eksik tanımış olursunuz. Rosa’nın o bitmek bilmez enerjisi, her düşüşte yeniden ayağa kalkıp "yeniden başlayabilirim" diyen o tuhaf neşesi, aslında derin bir yarayı gizleyen koca bir kalkan. ​Rosa, kiliseden kovulan, sevmediği bir adamdan üç çocuk yapıp o evliliğin, o "sıkışmış kadınlığın" içinde nefessiz kalan bir karakter. Ama o, bu nefessizliğe karşı depresyonla değil, tam tersiyle; abartılı bir yaşam arzusuyla, yani manik bir savunmayla yanıt veriyor. Acıyı hissetmemek için durmadan hareket eden, durmadan hayal kuran bir kadın o. ​Beni en çok etkileyen şey, tüm bu trajedinin (pansiyon işletme fiyaskoları, aşk hayal kırıklıkları, aforoz edilmeler) ortasında bile içindeki o "kız neşesini" öldürmemesi oldu. O neşe, belki de onun hayatta kalma stratejisiydi. Toplum ona "otur oturduğun yerde, sen bir annesin, sen bir eşsin" dedikçe, o içindeki o yaramaz, kural tanımaz kız çocuğuna tutundu. ​Tante Rosa, aslında hepimizin içindeki o bastırılmış "ben"in, o ehlileştirilememiş atın bir yansıması. Dışarıdan bakıldığında rasyonel değil belki, evet hatalarla dolu, ama bir o kadar da bizden. Çünkü hangimiz, hayatın o en gri, en sıkışık anlarında içimizden "her şeyi bırakıp yeniden başlayabilirim" cümlesini geçirmedik ki? ​Sevgi Soysal, Rosa ile bize sadece bir kadın hikayesi anlatmıyor; kadının varoluşsal sancısını, "delilik" addedilen o ince çizgideki direnişini anlatıyor. Rosa başarısız olmuş olabilir ama asla teslim olmamış. ​Ve bence asıl zafer de bu.
Tante RosaSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.