KOMPLEKSSİZ
Puan vermedi·99 syf.··
2025 117. kitabı
Antik dünya demek, tek tanrılı dinler nazarında putperest bir dünya demek. Bu nedenle İslâm dininin, ortaya çıktığı zamanlardan itibaren antik dünyaya ve onun ürünlerine (sanat eserleri, sembolleri, vb.) mesafeli olması beklenir. Ama gerçekte böyle midir? Hiç de değil… Evet, İslâm’ın Hicaz’daki ilk zamanlarında eski devirlere, bu arada antik dünyaya, karşı olumsuz bir tavır bulunuyor. Bu olumsuz tavır İslâm’ın ilerleyen dönemlerinde de bulunmaya devam edecek. Ancak Müslüman yöneticiler; İslâm’ın çok erken zamanlarından itibaren antik dönemde yaşamış, yani İslâm’ın gözünde “putperest” olan medeniyetlerin geleneklerine, uygulamalarına, sembollerine, bilimlerine, sanat usullerine, tekniklerine, vb. alışacak, dahası bunları benimseyip kullanacaktır. Emevî İmparatorluğu bu hususta esaslı bir başlangıcı temsil eder ve devamı gelir… Peki burada asıl olarak, İslâm öncesi hangi antik medeniyetlerden bahsediyoruz? Şunlar: Yunan, Roma, İran, Mezopotamya medeniyetleri. Bu çerçevede erken İslâm devletleri; sözü edilen yüksek seviyeli antik medeniyetlerle özdeşleşen heykel, resim, figür, sembol (örn. Zerdüştlük sembolleri) ve kişileri (Sokrates, Platon, vb.) bolca kullanmışlar ve kendilerini pek çok zaman bunlarla ifade etmişler. Ulaş Töre Sivrioğlu’nun kitabı, işte böyle ilgi çekici bir konuyu, bazı görsellerle birlikte anlatıyor. Kitap sayesinde anladım ki, avam her ne kadar farklı düşünebilse de, ilk Müslüman devletlerin yöneticileri “öteki” medeniyetlerin uygulamalarını benimsemek konusunda gayet komplekssizlermiş. Sonra, yeni bir devlet inşa ederken eskinin yüksek medeniyetlerinin mirasını da prestij kaygısı veya mecburiyetten kabul etmek, ilginç bir medeniyetler-arası devamlılık da sağlıyormuş. Son olarak, İslâm’ın erken hâllerine dair düşüncelerimizi değiştirmemiz gerekiyormuş. Ulaş Töre Sivrioğlu’nun tüm kitaplarını öneririm.
İslam Sanatında Antik FigürlerUlaş Töre Sivrioğlu · Arkeoloji ve Sanat Yayınları · 201811 okunma
·
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.