Puan vermedi·416 syf.··
2026 17. kitabı
Babil’in Anısı ~ Christelle Dabos . Aynadan Geçen Kız serisinde üçüncü kitapla beraberiz. Yoruma geçmeden önce, yine kitabın başında serinin önceki kitabını hatırlatan mini bölüme bayıldığımı söylemem gerekiyor. İlk kitaptan itibaren hem karışık hem de detaylarla süslü bir dünyaya konuk olduğumuzu söylemiştim. Ophelia, sarayın entrikalı yüzüyle tanışmış ve bu dünyanın bir parçası olmuştu. İkinci kitap boyunca “Not: Giy şalını, söz.” cümlesini çözmeye çalıştım ve sonucunu asla böyle beklemiyordum. Şimdi üçüncü kitapta; ayrı geçen üç yıl ve evrenin daha da karışması oldukça heyecan vericiydi. Ophelia, Anima’da kapalı kalmıştı ve neredeyse üç yıl boyunca bu şekilde yaşamıştı. Kayıp nişanlısına anlatması gereken gerçekler vardı. Babil’e gidip bir şeyleri ona anlatmaya çalışması bizi büyük bir maceraya sürüklüyor. Victoria detayını okumayı, kendine daha çok güvenen ve cesur bir Ophelia görmeyi çok sevdim. Ama tüm kalbim kitabın ikinci yarısında attı resmen. Yarıyı geçip “Korkuluk” kısmına ulaştığımda, “İşte şimdi başlıyoruz!” dedim. Thorn’u yeniden görebilmek için en az Ophelia kadar heyecanlıydım ben de. Bu yüzden kitabın ikinci yarısının yeri bende çok ayrı. “Sör Henry sizin yerinize başkasını buldu.” cümlesi beni gerçekten kırdı. O tırmıklar beni bile yaraladı mesela… Profesör Wolf, eski dünya savaşları, kırılma, kemerler, aileler ve bugünkü dünyayla ilgili öğrendiklerimiz beni şok etti. Kitabın evreni çok detaylı ve çok güzel; ama romantizm düşkünü biri olduğum için, istediğim duygusal verimi ikinci yarıda daha çok aldım. Dünyayı keşfetmek ve her kitap sonunda yaşadığımız şoklar, kitabın ritmini fena hâlde artırmıştı. Yara izlerinin sayısı ve bazı itiraflar kalbimi çaldı bu arada Bakalım hem sırlar, hem evren hem de çiftimiz açısından üçüncü kitapta bizi neler bekliyor? Thorn geliş nedenini niye sormuştu? Sorusunun tek yanıtının kendisi olduğu açık değil miydi?
Babil’in AnısıChristelle Dabos · İthaki Yayınları · 202518 okunma
·
84 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.