Bugün sizlere derin bir kitapla geldim. Bazı kitaplar var, okurken acele ettirmiyor insanı. Sayfaları çevirdikçe durup düşünmek, hatta bazen kitabı kapatıp sessizce bakmak istiyorsunuz. @atakanzehiroffical ’in yazdığı “Battım Bey – Yürünen Yolun Ağırlığı” benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Büyük iddiaları yok ama hissettirdikleri ağır, cümleleri sade ama etkisi uzun süre kalanlardan.
Battım Bey’in yürüdüğü yol sadece fiziksel bir yol değil; insanın kendi içinde taşıdığı yükler, vazgeçemedikleri, yorgunluğu ve yine de devam etme hâli… Okurken sık sık “bu his bana tanıdık” dedim. Çünkü kitap, herkesin hayatında bir noktada yaşadığı o sessiz mücadeleyi anlatıyor.
Yazarın dili çok gösterişli değil ama samimi. O sadelik içinde insanın içine işleyen bir tarafı var. Bazı yerlerin altını çizdim, bazı cümleleri tekrar okudum. Çünkü o cümleler bir hikâyeden çok, bir his bırakıyor geriye. Yolun ağırlığı derken kastedilen şeyin ne olduğunu okudukça daha iyi anlıyorsunuz.
Bu kitap, daha çok durup hissetmek isteyenlere, iç sesi biraz yükselenlere, yorgun ama hâlâ yürüyenlere hitap ediyor sanki. Bende bıraktığı duygu; sessiz, hüzünlü ama bir yerinden umut sızan bir yolculuktu. Başta da söylediğim gibi derin bir okumaydı benim için. İyilikle ve kitapla kalın.