Bir rüya gördüm. Rüyamda birini doğurdum. Uyandım. Meğer hala rüyadaymışım. Tekrar birini doğurdum. Bir kız doğurduğumu gördüm. Uyandım." Çocuğuma ne oldu?" dedim. " Ölü doğdu,"dediler. Sonra bir daha uyandım. Ölü doğan çocuğumu gömdüm. Kalkıp bahçeye inip toprak yedim."
Merhaba arkadaşlar. "Bin bir gece Masalları" nı bilir misiniz? Rivayete göre bu masalların tümünü okuyan kişi ölür ya da hiçbir ölümlü bu masalları bitiremeyecektir .
İşte bu kitap da bin ikinci gecenin kitabı.
Polisiye
Gizem
Psikoloji
Dram
Başlıklarında incelenebilecek oldukça etkileyici bir kitap okudum.
Günümüz, Safranbolu.
Safranbolu'da bir festival yapılacaktır. Festival 'de konser vermesi için Devran Sürmeligöz davet edilir. Konser akşamı kalabalık bir alanda at üzerinde kostümle gelen Devran, bıçaklanarak bir cinayete kurban gider.
İlçeye yaklaşık 3 yıl önce atanan Savcı Yağmur 'u zor bir süreç bekler.
Soruşturmalar, öncelikle Devran'ın konaklayacağı yer olan Mermer Konak'ın sakinlerinden başlar.
Konak sahibinden kızlarına, kardeşlerine, çalışanlarına, konu komşuya kadar herkesin ifadesi alınır.
İnsanlar ifadelerinde yirmi beş yıl önceki esrarengiz olaydan bahsederler.
Bundan yirmi beş yıl önce Mermer Konak'ın sahibi Mubeccel'in kızı Meryem'in düğünü olur. Meryem , annesinin müslüman değil diye onaylamadığı canından çok sevdiği Yunus ile evlenir. Ancak evlendikleri gece Meryem üstünde gelinliğiyle "Kocamı öldürdüm, ellerimde bahçeye gömdüm." diye bağırarak karakola koşar. Bunu üzerine polis memuru Sadık ve bir arkadaşı daha Mermer Konak'ın bahçesini kazarlar ama Yunus yoktur. Aynı gece Mükerrem 'in oğlu Kerem de kayıplara karışır. Aradan geçen yirmi beş yılda Yunus ve Kerem'den haber alınmaz. Aynı Mübeccel 'in oğlu Necmi gibi.
Necmi, Mübeccel 'in istediği gibi özelliklerde olmayınca oğlunu hiç sevmez Mübeccel.
Çünkü Necmi dikiş diker, şarkı söyler, hassas kalplidir. Necmi de bir gün hamile olduğunu bilmediği karısını ve yaşadığı yeri terk eder.
.
İşte tüm sorgu boyunca insanlar, Mübeccel 'in geçmişi, ailesi, çocukları, yaptığı kötülükleri anlatırlar.
Kitaptaki ifadeler, konu konu ilerliyor.
Karakter sayısı fazla olsa da asla kafa karışıklığı yaratmıyor.
Yöresel ağız ve söyleyişler, deyimler, yemek isimleri, dualar ve beddualar ile bir dil şöleni yaşadığımı belirtmek isterim.
Safranbolu kültürüne ait birçok detayın yer aldığı kitapta dram ve psikoloji de çok başarılı verilmiş. Mubeccel'in anne, kardeş, eş, evlat , teyze olamadığı, ve taştan bir kalbe sahip olduğunu üzülerek okudum.
Her şeyden önce bir anne nasıl bu kadar kötü olabilir?
25 yıl öncesi ve günümüz arasında dokunan mekikte ustaca bir kurgu oluşturmuş yazar hanım.
Birkaç ipucundan yola çıkarak katili bulamasam da kişilerin kimler olduğunu çözdüğümu belirtmek isterim.
Her Ay Okuyanlar Kulübü