Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 22 Ocak 2026 07:29 Raif Efendi diye sessiz sakin, herkesin "eh işte" dediği bir adam var ya… Dışardan bakınca sıradan, silik falan ama günlüğünü okuyunca anlıyorsun ki içinde koskoca bir dünya taşıyormuş. O Almanya’da Maria Puder’la yaşadığı aşk, o kadar gerçek, o kadar kırılgan ki okurken boğazım düğümlendi. Maria da öyle değişik bir kadın; hem çok güçlü hem de inanılmaz yaralı. İkisinin birbirini bulup sonra kaybetmesi… Off, o son sayfalar resmen kalbimi parçaladı. Gözlerim doldu, hatta birkaç damla da aktı sanırım, utanmasam ağlardım. Kitap boyunca "İnsanları gerçekten tanımak ne kadar zor" dedim durdum. Hepimiz bir şeyleri saklıyoruz galiba, en yakınlarımız bile içimizi tam göremiyor. Raif gibi içe kapanıp susmak yerine konuşsaydık belki bazı şeyler farklı olurdu diye düşündüm. Kısacası, bu kitap bende uzun süre kalacak. Hem hüzünlü hem çok derin bir aşk hikayesi ama aynı zamanda insanı kendine getiriyor. Eğer okumadıysan kesinlikle oku derim, ama hazır ol; bitirdikten sonra bir süre kimseyle konuşmak istemeyebilirsin. Ben hâlâ Raif’le Maria’yı düşünüyorum…