·150 syf.····Okunma: 22 Ocak 2026 12:47 Ne yazabilirim bilmiyorum. Çok etkilendim. Yıllar önce okuduğum Sineklerin Tanrısı’nı anımsattı ama ondan çok farklı. Bir de yıllar önce izlediğim “Onlar”-(Ils) filmini.
Okurken hızla ilerledi kitap. Son zamanlarda Türkiye’de sürekli birilerini öldüren 12-17 yaş arası çocuğun gündemde olması belki de beni daha çok etkiledi. Bize sürekli “suça sürüklenmiş çocuk” adı altında vermeye çalışılan olguyu da sorguladım bu kitapla.
“Otuz ikiler” beni; çocukların varlığı, onlara yüklediğimiz anlam, onların anladıkları, masumiyet kelimesinin anlamı üzerine düşünmeye itti. Bir sosyal hizmet müdürünün 20 yıl sonra yaşadıklarını kaleme aldığı bir hikaye. San Cristobal’de yaşayan sokak çocukları. Aslında herkesin gördüğü ama gördüğünü belli ederse varlığını da kabul etmek zorunda kalacağını bildiği bu çocukları görmezden gelmesi. “Otuz ikiler” sokak çocuğu ama bir başkanları yok. Nerede yaşadıkları bilinmiyor. Farklı gruplar halinde dolaşıyor, farklı bir dil kullanıyorlar. Her şeyleri oyun gibi taa ki bir süpermarkette bir takım insanlara saldırana kadar. Bir kaç tanesinin ölümüne sebep olana kadar oyun belki de kabul edilebilirken artık çocuklara olan “güven” yıkılıveriyor. Çocuk, masumiyet, gerçek, oyun… ne nerede başlıyor? Nerede bitiyor? Harika bir kitap!! Kitabın diline de bayıldım. Ve yazarı çok merak ettim.
Bence çevirisi de çok güzel.
Keyifli okumalar