9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 11:04
Saramago’nun Körlük Romanı Üzerine José Saramago’nun Körlük romanı, bir salgın anlatısı gibi başlar fakat kısa sürede bunun biyolojik değil, ahlaki ve toplumsal bir çöküş hikâyesi olduğu anlaşılır. Romanda isimlerin, şehirlerin, ülkelerin olmaması tesadüf değil. Bu anlatılanın herhangi bir yere değil, her yere ait olduğunu gösteriyor. Körlük, bir ülkenin ya da bir dönemin sorunu değil; İnsanlığın potansiyel kaderinin imâsı gibi. Saramago’nun dünyasında insanlar “iyi” ya da “kötü” olarak doğmaz. Roman, karakterlerin ahlaki kimliklerinin şartlara göre şekillendiğini açıkça ortaya koyar. Güvenli ve düzenli bir toplumda medeni görünen bireyler, denetim ve hukuk ortadan kalktığında hızla değişim gösterebilir. Bence bu yönüyle Körlük, insan doğasına dair romantik kabulleri yerle bir ediyor. İyilik, sabit bir karakter özelliği değil; Korunması gereken kırılgan bir tercihtir. Romanda dikkat çeken bir diğer unsur, normal hayatımızda vazgeçilmez sandığımız şeylerin –meslekler, statüler, unvanlar– bir anda anlamsızlaşmasıdır. Görme yetisinin kaybıyla birlikte, modern dünyanın üzerine kurulduğu bütün işlevsel roller çöker. Bir doktorun, bir memurun ya da bir entelektüelin bilgisi, körlük karşısında neredeyse hiçbir işe yaramaz. Bu durum, insanın kendini ne kadar kırılgan temeller üzerine inşa ettiğini acımasızca gösterir. Ancak Körlük’ün asıl meselesi gözün görmemesi değildir. Roman boyunca defalarca hissedilen temel soru şudur: Asıl körlük nedir? Doktorun karısı bu noktada simgesel bir yere sahiptir. Gözleri gören tek kişi olmasına rağmen, bu üstünlüğü bir iktidar aracına dönüştürmez. Bence romanda ki en alıcı noktalardan biri. Okurken hep doktorun karısı bunu bir avantaja dönüştürecek mi sorusu akla geliyor. Görmek, ona hâkimiyet değil, sorumluluk yükler. Böylece Saramago, görmenin bir ayrıcalık değil, ahlaki bir yükümlülük olduğunu ima eder. Görmek; Tanık olmak, utanç duymak ve gerekirse bedel ödemektir. Körlük, okuyucuya rahat bir mesafeden bakma imkânı tanımıyor. Romanın rahatsız edici gücü de bence buradan geliyor. Okurun, “ben olsaydım farklı davranırdım” deme lüksü yoktur. Çünkü anlatılanlar, istisnai kötülükler değil; Uygun koşullar oluştuğunda herkesin içine düşebileceği bir karanlıktır. Sonuç olarak Körlük, gözlerin değil, toplumun ve vicdanın karardığı bir dünyayı anlatır. Körlük bir felaket değildir; Asıl felaket, körlüğe alışmaktır. Görmeye devam etmek ise yalnızca gözle değil, etik bir bilinçle mümkündür.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.