Puan vermedi·440 syf.····Okunma: 27 Ocak 2026 10:51 Tam bir kadın romanı bu. Çağlar boyunca susturulan,bastırılan,konuşulmayan travmaların biçimlendirdiği "kadının" romanı.
Roman ilk yayımlandığında çok eleştiri aldı. Özellikle de erkeklerden tarafından. Neymiş efendim,kadın vır vır vır ,durmadan konuşuyormuş. Pardon,anlamadım. Zaten romanın da anlatmaya çalıştığı bu değil miydi? Susturulan,susturulmaya çalışılan kadınların itirazı bu. Erkekler bir romanda dahi bir kadının konuşmasından rahatsız olmuşlar. Pesss yani!!!
Roman bir aileden yola çıkarak hem toplumsal hem de bireysel hafıza üzerinden hem ailenin hem de Türkiye'nin yakın tarihini anlatıyor.
Romanın ana karakteri Şehnaz hiçbir şeyi unutamama derdinden muzdariptir. En saçma anları bile hatırlar. E, bu da haliyle içine attıklarını ,konuşarak-yazarak dışarı boca etme,rahatlama isteği doğurur. Bu sırada annesinin uyurgezer olduğunu fark eder. Uyurgezerliği sırasında annesinin anlattıkları geçmişinden, doğru bildiği her şeyden şüphe etmesine neden olur.
Uyurgezerlik sadece fiziksel bir sorun değildir. Geçmişin bilinçdışı bir şekilde yüzeye çıkışının bir metaforudur. Gündüz konuşulamayanlar gece ortaya çıkar.Gündüz susturulan,"makbul" olması gereken kadınlık rolleri gece askıya alınır.
Romanda kadınlık bir kader gibi anlatılırken susmayı öğrenen anne ve bunu devralan kız ilişkisinde Şehnaz yazarak ve anlatarak bu çemberi kırmayı amaçlar. İşte kadının çok konuşması biraz da bu döngüyü kırabilmesi içindir.
Feminist bir açıdan bakarsak kuşaklararsı suskunluğu,bastırılmış kadınlığı,kutsal anneliği,patriyarkanın görünür-görünmez işleyişini yansıtır roman.
Ayfer Tunç'un son zamanlarda yazdığı en iyi romanlarından bence.(Kuru Kız'ı fazla beğenmemiştim.Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Tarihi gibi bir romanı varken üstelik)Özellikle farklı anlatım biçimleri denemek konusunda çok cesur bir yazar. Bu açıdan da takdiri hak ediyor.