Puan vermedi·153 syf.····Okunma: 22 Ocak 2026 22:35 Daha önce Barbara Oakley’in Öğrenmeyi Öğrenmek (Learning How to Learn) sertifika programını takip etmiş, kitabını da okumuştum. Oakley, öğrenme meselesini daha çok beyin fonksiyonları, odaklanma biçimleri ve zihinsel süreçler üzerinden ele alıyordu. Bu kitapta ise mesele bambaşka bir yerden kuruluyor. İlim öğrenmek, burada yalnızca bir teknik değil; irade, ahlâk ve hayat tarzı olarak ele alınıyor.
Altay Cem Meriç’in Öğrenmeyi Öğrenmek kitabı, öğrenmenin önündeki asıl engelin zekâ eksikliği değil; irade zayıflığı, dikkat dağınıklığı ve anlık hazlara bağımlılık olduğunu ısrarla vurguluyor. Bu yönüyle kitap, okura boş bir motivasyon vermekten ziyade onu yer yer rahatsız etmeyi tercih ediyor.
Kitabın en güçlü taraflarından biri, öğrenmeyi hayattan kopuk bir faaliyet olarak görmemesi. İlim, burada masa başında başlayıp orada biten bir uğraş değil; zamanla kurulan ilişki, nefsin terbiyesi ve insanın gündelik alışkanlıklarıyla doğrudan bağlantılı bir süreç. Çocuk sahibi olmak üzerinden yapılan değerlendirmeler de benim açımdan dikkat çekiciydi. Bu yüzden yazar, çalışma programlarından, dikkat süresinden, yorgunluk algısından ve tembellikten söz ederken aslında bir yaşama biçimini tartışıyor.
Eğitim sistemine yöneltilen eleştiriler de oldukça yerinde. Okulların öğrenme şevkini canlı tutmak yerine, dış motivasyonlarla öğrenmenin içini boşaltması; not, puan ve ödül merkezli bir sistemin insanı öğrenmekten soğutması kitabın omurgalarından birini oluşturuyor. Öğrenmenin doğal bir haz olduğu, fakat bu hazzın zamanla bastırıldığı fikri ikna edici biçimde işleniyor.
Kitap boyunca sıkça karşılaşılan bir diğer vurgu da şu: Eğer ilim öğrenme faaliyetini “ülkeye hizmet” ya da “İslam’a hizmet” olarak lanse ediyorsak, bunun bedelini çok çalışarak, kendi nefsimizi terbiye ederek ve önce kendi işimizin hakkını vererek ödemek zorundayız. Bu yönüyle kitap, okuyucuyu yüceltmiyor; aksine ona ağır ama sahici bir sorumluluk yüklüyor.
Öğrenmeyi Öğrenmek, kısa hacmine rağmen yoğun bir metin. Okuyucuya teknik reçeteler sunmuyor; fakat zihinde kalıcı düşünceler bırakıyor. Sessiz, iddiasız ama ciddi bir kitap. İlgilisine ısrarla tavsiyemdir.