Okudum bitti
9/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 23:57
Nar Ağacı Nazan Bekiroğlu ’nu okurken beni etkileyen şey hikâyenin kendisinden önce dili oluyor. Masalımsı ama yapay değil; sakin, yumuşak, acele etmeyen bir anlatımı var Okurunu yormadan, fark ettirmeden içine alan bir dil bu. O yüzden onun kitaplarında “ne anlatıyor?” sorusu geri planda kalıyor; asıl mesele nasıl anlattığı Nar Ağacı da tam olarak böyle bir kitap: süslü olmayan ama derin, sessiz ama güçlü bir anlatıyla akıp gidiyor Roman, İran’dan Kafkasya’ya, oradan Anadolu’ya uzanan büyük bir savrulmayı anlatırken Trabzon’un işgalini, muhacirliği ve göç yollarında çekilen sıkıntıları da merkeze alıyor. Evini, toprağını, geçmişini geride bırakmak zorunda kalan insanların yaşadığı belirsizlik, korku ve yoksunluk; bağırmadan, satır aralarına sinmiş bir hüzünle aktarılıyor Göç burada sadece bir yer değiştirme değil, insanın hayata tutunduğu dalların bir bir kopması gibi duruyor Settarhan ve Zehra’nın hikâyesinde aşk var ama tamamlanmıyor; bekleyiş var ama çoğu zaman sessizce yaşanıyor Her şey biraz yarım, biraz eksik. Nar ağacı da bu yüzden güçlü bir sembol: dağılmış ama kökünden kopmamış hayatların karşılığı Zaman değişiyor, sınırlar değişiyor ama insanın içindeki acı pek değişmiyor Nar Ağacı bana göre bir tarih ya da göç romanından çok, ayrılığın ve kaderin insanın iç dünyasında bıraktığı izlerin hikâyesi. Kitap bittiğinde geriye büyük cümleler değil; sessiz bir hüzün ve uzun süre insanın içinde kalan bir duygu kalıyor Nazan Bekiroğlu’nun kalemi de tam olarak bunu yapıyor: sarsmadan, bağırmadan, masal anlatır gibi derine dokunuyor
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
·
134 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Beklediğim yorum geldi👍yine kendine özgü yorum,spoi vermeden,anlaşılır ve zihinde canlanan bir inceleme olmuş.👏👏