Kızım
"Acaba hala umudun en ince dalına, parmak uçlarıyla tutunmaya mı çalışıyordu yoksa çaresizliğin sınırını çoktan geçip umutsuzluğun karanlığına mı düşmüştü?"
Artık dönem bitmişti ve Lauren de kızı Evie'yi üniversiteden almaya gidiyordu. Mesajlarına henüz cevap vermemişti ama olsun işte sonunda buradaydı ve onu alıp eve götürecekti. Ama bir terslik vardı. Evie'nin odasında yabancı biri kalıyordu ve kimse onu tanımıyordu. Her şey bir anda alt üst olmuştu. Ne yapacağını şaşıran Lauren en ufak bir ipucunun bile peşine düşmüştü.
Oğlu Lucas ile birlikte bulduğu ipuçlarını birleştirerek Evie'yi bulabileceğine inanıyordu. Fakat bu o kadar da kolay değildi. Her yeni ipucu çıkmaz bir sokak gibiydi. Bir yere varmıyordu ve bu iş gittikçe içinden çıkılmaz hale geliyordu. Ta ki o gün o depoda kapana kısılmışken Declan gelip onları kurtarana kadar.
Declan ona her şeyi anlatmış ve bütün bunların onu suçu olduğunu söylemişti. Geçmişte yaptıkları ve yapmadıkları yüzünden çocukları cezalandırılıyordu ve üstelik artık şimdi Lucas da kayıptı.
Bir plan yaptılar ve artık onları kurtacaklarını düşünüyorlardı. Ama hesaba katmadıkları bir şey vardı. Bir hain içlerine sızmıştı ve bu sefer kurtulmak artık o kadar da kolay değildi...
Bir annenin kızı için “her şeyi” yapabileceği noktaya kadar giden psikolojik bir gerilim kitabı bu. Okurken sürekli “ben olsam ne yapardım?” sorusuyla o kadar çok baş başa kalıyorsunuz ki...
Anne-kız arasındaki sırlar ve anlaşmazlıklar belki de bu noktaya gelinmesinin sebebi... Temposu hiç düşmeyen bu gerilim kitabında sürekli bir merak içindesiniz ve her an her şey olabilir...