Sema Karakurt’un Son Cadı kitabı, kadim kehanetlerin, unutulmuş melodilerin ve zaman döngülerinin iç içe geçtiği güçlü bir fantastik evren sunuyor. Hikâye, bildiğimiz zamanlardan çok önce başlayan ve unutulmuş bir kaderin yeniden yazılmasını konu alıyor. Eski bir yolun geri dönüşüyle uyanan kadim güçler, “Son Cadı”nın doğuşunu kaçınılmaz kılıyor. Zamanın dışından gelen fısıltılar, tekrar eden doğumlar ve hatırlanması gereken bir ruh… Kitap, daha ilk sayfalardan itibaren okuru kader ve hafıza üzerine düşünmeye davet ediyor.
Yazarın kalemiyle ilk kez bu kitapta tanıştım ve açıkçası yarattığı evrene kolayca girip giremeyeceğimden emin değildim. Ancak Sema Karakurt bu konuda beni gerçekten şaşırttı. Anlatımı ne boğucu ne de yüzeysel; aksine merak uyandıran, akıcı ve dengeli bir dili var. Özellikle mitolojik alt metinleri ve kehanet vurgularını yedirme biçimi oldukça başarılıydı.
Cadı temalı fantastik kitapları okumayı seven biri olarak bu tarzda artık seçici davrandığımı söyleyebilirim. Piyasadaki pek çok cadı hikâyesini okumuşken, Son Cadı’nın bana yeni bir tat sunması hoşuma gitti. Büyülü dünyalara adım atma hissini veren atmosferi, ritüelleri ve kadim güç anlatılarıyla bu beklentimi karşıladı. Yazarın dünyası tanıdık unsurlar barındırsa da özgün bir ruhu var.
Son Cadı, bir üçlemenin ilk kitabı olmasıyla da dikkat çekiyor bence. Bu kitap daha çok evreni tanıma, kadim düzeni anlama ve yaklaşan büyük fırtınanın ayak seslerini duyma hissi veriyor. Bazı soruların cevapsız kalması beni rahatsız etmedi; aksine devam kitapları için merakımı diri tuttu. Serinin ilerleyen kitaplarında bu dünyanın daha da derinleşeceğini düşünüyorum.
Genel olarak Son Cadı, cadı temalı fantastik kurgu sevenlerin rahatlıkla şans verebileceği bir kitap. Abartısız ama etkileyici, karanlık ama merak uyandıran bir anlatımı var. Yazarla güzel bir başlangıç yaptığımı hissediyorum ve bu evrene tekrar dönmek istiyorum.