·352 syf.····Okunma: 22 Ocak 2026 23:40 1984 hakkında binlerce inceleme yapılmıştır. Ben bugün inceleme yapmak istemiyorum, biraz gerçekleri konuşmak istiyorum.
Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümü mezunuyum. Kazak Türk'ü hocamdan bizzat dinledim, bunun yanında birçok makale okudum. Bu yüzden 1984’ü okurken şunu çok net söyleyebiliyorum: Kitaptaki şeylerin yaşanmış olması kadar korkunç bir şey yok.
Stalin döneminde kadınların ve çocukların nasıl çalıştırıldığını biliyoruz. Hatta hocamın anlattığı bir olayı burada paylaşmak istiyorum. Kazakistan’da kurutulmuş bir peynir vardır, adına “kurut” denir. İnsanlar, taş ocaklarında çalıştırılan akrabalarına, taş atar gibi bu kurutulmuş peynirleri atarlarmış. Böylece askerler durumu fark etmez, o insanlar da günler, belki haftalar sonra boğazlarından bir lokma geçirirlermiş.
İşte bu, hayatın tam içinden bir gerçek. İnsanların Stalin’den başka kimseyi sevmelerinin yasaklandığı, ailelerin çocuklar tarafından ihbar edilip yok edildiği bir dönemden bahsediyoruz. Ve düşünün, bunu yapanlar sizin çocuklarınız. 1984 tam olarak burada insanın içini acıtıyor: aile kavramının nasıl sistemli bir şekilde yok edildiğini gösteriyor.
Ama benim asıl sorum şu:
Sizce bugün Stalin gibiler yok mu?
Dünyada hâlâ Yüksek, Orta ve Aşağı kesim diye bir düzen yok mu? Biz o aşağı kesimden değil miyiz?
Evet, biz aşağı kesimdeniz. Çünkü günlük hayatın dışına çıkamıyoruz. Çoğu zaman tek derdimiz günü bitirmek. Düşüncelerimiz belki açık açık öğrenilmiyor ama konuştuklarımızı bile kontrol etmek zorundayız. Konuşurken kılı kırk yarıyoruz. Nerede olursak olalım, söylediğimiz bir sözün bedeli önümüze konabiliyor. Bundan daha korkunç ne olabilir?
Peki nasıl oluyor da 1948 yılında yaşamıyoruz ama 1948’in ruhunu yaşıyoruz?
Aile meselesine bakın mesela. Birbirimize yabancılaşmadık mı? Siyasi görüşlerimiz, düşüncelerimiz, hatta tuttuğumuz futbol takımı bile artık kavga sebebi değil mi? Ne ara bu hâle geldik? Ne ara birbirimizin fikrini zorla değiştirmeye çalışan insanlar olduk?
Sizce biz de başka bir gezegenin Okyanusya’sında yaşamıyor muyuz?