Askerlik vazifemi ifa ederken okumaya başladığım 4., en kısa sürede bitirdiğim (2 gün) ile kitap olduğunu belirterek inceleme yazıma başlamak istiyorum. Kitap askerde iken okuduğum eserler arasında beni en çok etkileyen ve içine çeken yapıt oldu. Kitabı okurken hiç ama hiç sıkılmadım. Hiçbir bölümünü atlamadım. Her bölümünü aynı heyecan ve tutku ile okuduğumu ifade etmeliyim. Eser hakkında konuşacak olursam; Atakan isimli karakterimiz ve onun sosyal çevresi üzerinden (dini, felsefi, toplumsal, kültürel, insan hakları) gibi birçok konu başlığı üzerine eleştiriler yapılmış, görüşler belirtilmiş en önemlisi de önermeler yapılmıştır. Eserde tüm bu dediklerim yapılırken bu tarz konular temellendirilmek üzere, (dini, sanatsal, felsefi vs.) metinler kullanılmıştır. Atakan adlı karakterimiz hayatın zorluklarına karşı (babası ve ağabeyini kaybetmesi, sınav stresi ve annesinin zor yaşamı) kendi zihin dünyasında vermiş olduğu mücadele ile ayakta kalmıştır (Abi figürü). Bu mücadele bazı kesimler için hastalık olarak tanımlanırken bazıları içi ise ilahi yardım (Hızır) olarak adlandırılmıştır. Eser Türk toplumu, aile yapısı, olaylar, olgular, derken tabiri caizse "bize bizi" anlatmayı başarmıştır. Ayriyeten başkent Ankara'yı iyi bilen birisi olarak eseri okurken bile Ankara'yı gezmiş kadar oldum diyebilirim.
Benim en çok hoşuma giden kısımlar ise şunlar oldu:
Yapacağım alıntılar,
Hızır metaforunun farklı din ve kültürlerde ki geçmişi ve anlatımı (İSLAM, Hristiyanlık, Yahudilik, Budizm, Alevi-Bektaşilik),
Toplumsal ve kültürel eleştiriler (karakter penceresinden) iğneleyici, ironik ve gizlimsi olması mühim,
Karakter ile kendimi bağdaştıracak olursam ikimiz de fazla ve detaylı düşünüyoruz bu en önemli hata, onun dışında kendi kabuğumuzda takılıyoruz (o güvercinler bense yazılar) içerisinde, bir de hayatın akışına katılmak yerine hayattan soyutlanıyoruz vs... diyebilirim. (Sadece istediğimiz zaman insan diyaloğu kuruyoruz.)