Kitaba başladığımda çok sıkıcı bulmuştum. Karakterlerin hangisini anlattigini kimin nereden geldiğini anlamaya çalışmakta zorluk çektiğimi düşünmüştüm. Ama ilerleyen sayfalarda kitabın yaşlıları anlama kılavuzu gibi bir şey olduğunu düşünmeye başladım.
Her zaman mesafeli ama düşünceli olan Iza’nın babası öldükten sonra annesini yanına alması ile başlıyor hikaye. Ancak Sevgiyi anlayış biçimleri farklı olan aynı aileden iki bireyin birbirlerini severek aynı zamanda birbirlerinden nasıl uzaklaştığını anlatıyor. Kitabı okurken yaşlıların nesnelere nasıl bağlandığını , eşyalara anlamlar yüklediğini,bizim eski diye gördüğümüz atılması gerektiğini düşündüğümüz şeylere nasıl bir bağlad”ndıklarını, onları kaybettiklerinde anılarının da silindiğini anlamak beni derinden sarstı. Benim için çevremdeki yaşlı insanları anlamama yardımcı olduğunu düşündüğüm bir kitap oldu. Yer yer hüzünlendim çokça düşündüm. Sevgi her zaman iyileştirir mi? Salt seviyorum demek ama bunu karşısındakinin anlayacağı şekilde göstermemek ya da anlatamamak iyileştirmekten çok insanı yıpratıyor bence . Yaşlıların artık işe yaramadıklarını, bir insanın herhangi bir ihtiyacını karşılayamadıklarını, ya da onların tavsiyesine hiç ihtiyaç duyulmadığını gördüklerinde, bir nevi ölümü beklediklerini, hayattan bekleyecek hiçbir şeyleri kalmadığını üzülerek okudum.Sonuçta hepimiz bir gün yaşlanacağız ama ondan önce kendi anne babalarımızın yaşlılığında onlara nasıl davranacağımızı, sevgimizi nasıl göstereceğimizi ya da nasıl göstermeyeceğimizi anlatan rehber bir kitap niteliğinde olduğunudüşünüyorum.