·134 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ocak 2026 20:48 zamanda yolculuk mümkün olsaydı keşke, ben de margosyan’ın koşturduğu sokaklarda dicle kenarında, hançepek’te onunla birlikte dolaşabilseydim.
tekneyle, ekmek hamurunu çırig fırınına taşımasına yardım etseydim geç kalmaz anası da ona kızmazdı. mesela der arsen’den ermenice’yi onunla beraber öğrenmeyi de çok isterdim. vartavar bayramı’nda birbirimizi ıslatıp coşkuyla beraber kutlamayı da.
mıgırdiç margosyan anadolu’ya dair okuduğum en güzel öyküleri yazanlardan biri. bu kitapta 7 tane öykü var. bazıları otobiyografik. hepsi de inanılmaz keyifle okunan kimi yerlerde içinizi cız ettiren harika öyküler. mıgırdiç margosyan’ın dilinin lezzetini ise okumayanlara nasıl anlatırım bilmiyorum. tadına doyamadığınız ne kadar tok olsanız da aynı iştahla yiyeceğiniz çok sevdiğiniz bir yemek gibi.
açılış öyküsü anadili serüvenim , margosyan’ın hagop mintzuri’nin kendine yazdığı övgü mektubuna cevabı niteliğinde ve en uzun öykü. 1950 lerin diyarbakır’ında gündelik yaşamı bu kadar iyi anlatan kaç metin vardır bilmiyorum ama bu bence en delali* en fırfırik*lerinden. ( margosyan’ın annesinin kendine söylediği sevgi sözcükleri. delali: kıymetli, fırfırik: margosyanın tahminince: bulunmaz, kıymetli)
okunmasını gönülden isterim.
son söz margosyan’ın:
“amen inç lav e, payts gardzes noren al pan mı gı bagsi. lav, ayn inç e artyok?”
“ her şey iyi hoş da, yine de eksik olan bir şeyler var galiba. peki, eksik olan acep ne?