Savaş edebiyatının en ikonik örneklerinden
6/10
·184 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 23:26
Tolstoy’un kaleminden çıkan bu üç kısa hikaye, okuduğum en gerçek, en sarsıcı savaş anlatılarından biri oldu. Kırım Savaşı’nın (1853-1856) tam ortasında, Sivastopol kuşatmasını yaşayan genç bir subay olarak Tolstoy’un gözünden yazılmış olması, kitabı bambaşka bir seviyeye taşıyor. Bu sadece bir savaş romanı değil savaşın insan ruhunu nasıl parçaladığını, kahramanlığın aslında ne kadar kırılgan olduğunu ve ölümün kokusunun nasıl her yere sindiğini çıplak bir dille anlatıyor. Üç hikaye de farklı bakış açılarından ilerliyor. Birincisi, askerlerin günlük yaşamını, korkularını, umutlarını ve yorgunluklarını öyle gerçekçi tasvir ediyor ki, okurken kendinizi o siperlerin içinde hissediyorsunuz. İkincisi, subayların gözünden savaşı gösteriyor. Üçüncüsü ise en vurucu olanı. Savaşın ortasında, ölümün eşiğinde insanın ne kadar küçük, ne kadar çaresiz kaldığından bahsediyor. Tolstoy burada hiçbir şeyi süslemiyor. Kahramanlık yok, vatan sevgisi romantizmi yok. Sadece kan, çamur, korku ve acı var. Özellikle yaralıların, ölülerin tasvirleri o kadar canlı ki, sayfaları çevirirken burnuma barut ve kan kokusu geldi sanki. Kitabın en güçlü yanı Tolstoy’un savaşın anlamsızlığını sorgulaması. 1850’lerde yazılmış olmasına rağmen bugün bile geçerliliğini koruyor. Savaşın her türlüsü aynı acıyı, aynı boşluğu bırakıyor. Çeviri yine muhteşem. Dil akıcı. Tolstoy’un o keskin, dürüst üslubunu kaybetmemiş. Savaş edebiyatı bana çok hitap etmediği için çok bunalttı kitap beni. Okurken çok sıkıldım.
SivastopolLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,002 okunma
·
49 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.