Puan vermedi·238 syf.····Okunma: 23 Ocak 2026 18:20 İhsan Oktay Anar’dan okuduğum ilk kitap olduğunu söylemekle başlayabilirim sanırım. Diline, konuya ve olaylara alışana kadar okumakta zorlandığım bir kitap oldu. Yarısına kadar kitabı hakettiği gibi okuyamadığımı ve eksikliklerim olup anlayamadığımı düşündüm fakat okudukça yazarın diline alışmaya başladıkça büyük bir keyifle okudum. Şunu da belirtmeliyim ki edebiyatımız da büyük bir yere sahip olan kitap ve yazara hakkını veremeceğim, kitap hakkında konuşabilecek kadar bile anlamayacağım diye çok huzursuzdum. Neyse ki biraz araştırma yaparak biraz çaba göstererek kendimi kitaba ve yazara alıştırdım. Bunlara rağmen yine de zorlanarak okuduğum bir kitap oldu. Düşüncelerimi bir yana bırakırsak konusuna geçelim;
Bünyamin, alibaz ve çok merakla beklediğim aglaya aslında Uzun İhsan Efendi’nin düşleri miydi ? inanın aklınız da bin tane soruyla kapatıyorsunuz kitabın kapağını.
Baş kahramanımız Bünyamin, babasının ona miras bıraktığı puslu kıtalar atlasını yaşamaktadır. Yaşadığı maceralar, başından geçen olaylar, babasının onu silik bir karakter olmasına rağmen kahraman rolünde görmek için hayatına yön vermesi.
Sarhoş bir kâtip olarak karşımıza çıkan kubelik’in daha sonrasında insan vücudunu inceleyen bir cerraha dönüşmesi, Bünyamin’in ölümle yaşam arasında kalışı, yüzünün parçalanmasıyla ve babasını bulma amacıyla farklı bir dünyayla tanışması…
Cümlelerimi toparlayamadığımın farkındayım üzerine hâlâ düşündüğüm fikirlerimi toparlayamadığım ve en başta dediğim gibi zor bir kitap. Çok beğenerek okuduğum edebiyatımızda ki yerini sonuna kadar hakeden bir kitap olduğunu söyleyebilirim.