Puan vermedi·144 syf.····Okunma: 24 Ocak 2026 15:44 Dünyanın akışını, neşesini, dağlarını ve nehirlerini kabul edemeyen insanların, bazen küçücük bazen de uğraşmaya değmez denilen dertlerinden kurtuldukları yer intihar dükkanı. Güçsüzlerin yani.
Ümit değil, son satılıyor bu dükkanda. İsteklere, korkulara özel intihar kitleri hazırlanıyor.
"Çimentodan, halkalı, iki yüzlü bağtaşı. Bir zincirle ayak bileğine bağlanıyor. Irmak kenarına gidiyorsunuz. Önünüze doğru atıyorsunuz bağtaşını, hop dibe sürükleniyorsunuz. İşte tamam! "
Özel davetlere katılmayı da ihmal etmeyen bir aile. Ama yalnızca cenaze davetlerine. Toplumsal çürümenin ve kör olmuşluğun gerçekliğini kara mizahla görüyoruz.
3 çocuk bir anne bir baba. Nesilden nesile aktarılan bir şirket bu. Ölüm havası, karanlık ve depresyon adeta bir aile yadigârı yüzük gibi. Ama hesaba katmadıkları ve yalnızca bu döngüden çıkmaları için onlara gelen biri var. Kader bu sefer yadigâr yüzüğün galip gelmesine izin vermedi. 2 çocuklu bir aileye "Alan" İsminde bir oğul verdi. Bu karamsarlıkla yılmadan mücadele etti. Ölüm perisi olan kız kardeşi sayesinde aşık oldu. Annesi çocukluk travmalarını yıktı. Babası yadigâr yüzükten vazgeçip neşeli şarkılar söylemeye başladı. Erkek kardeşinin ise turuncu saçlarını dikenleyen baş ağrısı azaldı. Bunlar Alan pencereden düşerken ellerini tutan ailesinde gördükleriydi.
Alan görevini yerine getirmişti. Elini bıraktı birden!
Varız, çünkü mutlaka bir şey için yaratıldık hissi...