Yıllar önce bir şans verip okumaya çalıştığım ama yarım bıraktığım bu kitaba yeniden bir şans verdim. Verdim ama ne yazık ki yine kitabın içine çekilemedim. Bu kitabı yarım bırakmış olmam bir eksiklik gibi değil; aksine güçlü bir okur refleksi gibi geliyor bana. Vadideki Zambak, sabır isteyen bir roman; fakat bende sabırdan çok bir geri çekilme duygusu uyandırdı.
Balzac’ın dili tartışmasız güçlü. Ancak bu güç, romanda sık sık okuru dışarıda bırakan uzun ve ağır betimlemelere dönüşüyor. Öyle cümleleri var ki 100 kelimeden fazla — evet, üşenmedim saydım — ve bu durum, duygunun kendisinden çok duygunun etrafında dolaşan cümlelerle karşı karşıya kalmama neden oldu. Bir noktadan sonra metni hissetmek yerine, onun içinde kaybolduğumu fark ettim.
Roman, genç bir anlatıcının hayatında derin izler bırakan bir kadınla kurduğu duygusal ve idealize edilmiş bağ etrafında şekilleniyor. Hikâye, büyük olaylardan çok iç dünyaya, vicdan muhasebesine ve bastırılmış duygulara odaklanıyor; bu yönüyle temposu düşük, psikolojik ağırlığı yüksek bir anlatı sunuyor.
Ancak romanı benim için asıl düşündürücü kılan noktalardan biri, çocuklukta tamamlanmayan sevgi ve ilginin yetişkinlikte nasıl derin boşluklara dönüşebildiğini göstermesi oldu. Sevgiyle, ilgiyle doyuma ulaşamayan bir çocuk; büyüdüğünde bunu bir insanda, bir ilişkide, hatta bir idealde telafi etmeye çalışabiliyor. Bu da çoğu zaman sağlıklı bir bağlanmadan çok, bağımlılık doğuruyor. Bu da bana çocuklukta gösterilen ilgi, şefkat ve sevginin eksik oluşunun ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.
Roman boyunca idealize edilen fedakârlık, bastırılmışlık ve “ahlaki doğruluk” fikri, özellikle Henriette karakteri üzerinden neredeyse kutsal bir zemine taşınıyor. Ancak bu kutsallık, bana göre bir erdemden çok yaşayamamanın yüceltilmesi gibi duruyor. Kadın bir insan olmaktan çıkıp bir simgeye dönüştükçe, hikâye de duygusal olarak tek taraflı bir hâl alıyor.
Felix’in iç dünyası detaylı, hatta fazlasıyla detaylı anlatılırken; bu derinliğin zaman zaman duygusal bencillikle karıştığını hissettim. Okur olarak onun acısına ortak olmamız bekleniyor; fakat bu acının gerçekten dönüştürücü olup olmadığı sorusu hep havada kalıyor.
Bu hikâyede benim gördüğüm şey şu: Henriette yaşayamadan ölüyor, Felix yaşadığı hâlde cezalandırılıyor ve sonunda kimse kazanmıyor. Belki de romanın en dürüst tarafı tam olarak burada saklı.
Vadideki Zambak, kuşkusuz edebiyat tarihinde önemli bir yere sahip. Ancak benim için bu kitap; güzelliğiyle saran değil, ağırlığıyla iten bir metin oldu. Bazı kitaplar tamamlanmak için değil, okura “burada dur” demek için vardır. Benim için bu roman tam olarak öyle bir yerde kaldı. Her neyse , umarım siz kitabı daha çok beğenirsiniz.
Ve küçük bir not: Lütfen çocuklarınızı ilgisiz ve sevgisiz bırakmayın. Çünkü çocukken doyuma ulaşmayan sevgi, büyüdükçe kapanması zor, devasa boşluklara dönüşebiliyor.