·488 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Ocak 2026 00:00 Bir sanatçı,hayatım boyunca kalbimde taşıyacağıma emin olduğum başka bir sanatçıya yol açtı bu kitapla. Evet yazar değil sanatçıya diyeceğim du Maurier için çünkü bence yaptığı şey bir kitap yazmanın çok ötesinde. İlk çıktığı zaman replay tuşuna basıp üst üste defalarca dinlediğim, benim için kıymeti çok büyük olan bir şarkının yazılmasına vesile olmuş bu kitabı elimden bırakmam mümkün olmadı,okumaya başlamamın haftasonuna denk gelmiş olması büyük şans. Rebecca'yı okurken sadece kitap okumuyorsunuz sanki Mrs. de Winter ile birlikte Manderley'nin koridorlarında, sabah odasında, kütüphanede, deniz kıyısında onunla birlikte geziniyor gibi hissediyorsunuz. Fazlasıyla sinematik bir kitaptı, filmini de büyük bir merakla izleyeceğim.
Nasıl tarif edilir bilmiyorum bu kitaba karşı hissettiklerim. Adını asla bilmediğimiz, sadece Maxim de Winter'ın ondan yaşça küçük eşi olarak tanımlanan kitabın ana karakteri kalbinizde bir yeri sızlatıyor. Maxim'e olan aşkı, onun hayatında ve Manderley'de sürekli kendine bir yer bulma çabası, varolma çabası da diyebiliriz hatta buna, o kadar yürek burkucu ki. Maxim'in gülümsemesini bile bir ödül olarak değerlendirmesi özellikle.
"Maxim için çok genç, çok toy ve daha da önemlisi onun dünyasına çok yabancıydım. Onu bir köpek ya da bir çocuk gibi hastaca,umutsuzca, kendime zarar verircesine seviyor olmamın hiçbir önemi yoktu."
Böyle bir sevgiyi okurken Maxim'e kızmamak, Mrs. de Winter'ı neden bu hayatın içine sürüklediğini düşünmemek mümkün olmuyor tabi. Ama du Maurier sizi o kızgınlıktan uzaklaştırıp, her sayfada tahminlerinizin çok ötesindeki olaylarla şaşırtıp okumaya devam etmenizi sağlıyor. Rebecca'ya çok aşık sandığınız adam aslında bambaşka duygulara sahip biri olarak çıkıyor karşınıza. Kızıyorsunuz, sonra acıyorsunuz, bol bol üzülüyorsunuz. Sanırım yeryüzündeki tüm duyguları yaşıyorsunuz kitap boyunca desem yanlış olmaz.
Mrs. de Winter'ın bir rüyasıyla başlayıp başka bir rüyasıyla bitiyor kitap.Kitabı aynı heyecan ve kalp kırıklığıyla tekrar tekrar okuyacağıma çok eminim. Hatta du Maurier'nin diğer kitaplarını da zaman içinde okuyacağım çünkü kendisi en sevdiğim yazarlar listesine 1. sıradan giriş yaptı.
"I wait by the door like I'm just a kid
Use my best colors for your portrait
Lay the table with the fancy shit
And watch you tolerate it
If it's all in my head tell me now
Tell me I've got it wrong somehow
I know my love should be celebrated
But you tolerate it"