Okurken gurur ve önyargı, emmayı izliyor gibiydim. Aynı dönemin karakterleri ve fitneleri ile dolu bir dünya. Kulaktan dolma dedikodular, uzunca mektuplaşmalar, belirsizlikler ve yanılsamalar silsilesiyle aylar geçen tanışıklıklar vakit geçirmelerle belli başlı gözlemler yapılır. İnsanlar birbirine alışır ve tanışırlar ya da tanıdıklarını zannederler. Leydi Susanın hakkını yememek gerek. Okurken bile kadının emellerine ulaşmasını istiyor ve yenilmesine karşı o fettan / yalan dolanla dolu emeklerine yazık olduğunu görüp burukluk yaşatması bile kalemin ne kadar etkili olduğunu gösterir. Tabii ki yaşananlar Martinle evlenmesi ve kızına karşı bariz kötü olması onun rızasına bile danışmadan planlar yürütmesi inanılmaz bir saf art niyet olduğunun kanıtıydı. Planların suya düşmesi o kadar tesadüfi gerçekleşiyor ve bir anda bum diye balonları patlıyor ki okumadan duramıyorsunuz. Bir sonraki mektupta hangi olaylar oldu haydi hemen oku moduna teşvik ediyor. Mektuplaşmalar yerinde son bulmuş. Sonrasında da kısa bir özetle neler yaşadığı anlatılmış ve tamamen bitirilmiş. Keyif almış olduğum kısa klasiklerden bir tanesiydi.
Lady SusanJane Austen