Bu manzarada insanın içi biraz susuyor.
Gün, aceleyle gitmiyor; deniz de dalgalarını bağırarak anlatmıyor.
Her şey yerli yerinde, olması gerektiği gibi…
Sanki Rabbimiz “acele etme” diyor,
“Her şey vaktinde, her kavuşma kaderince.”
Kıyıya vuran taşlar gibi kalbimiz de bazen sertleşiyor;
ama su, sabırla dokununca en köşeli yanlar bile yumuşuyor.
İnsanın içindeki fırtınalar da böyledir;
Allah dilerse bir akşam vakti, bir renk değişiminde diner.
Bu ufka bakınca anlıyor insan:
Gitmek de kalmak da, beklemek de O’nun izniyle.
İnsan ise, deniz gibi olmayı öğreniyor;
taşsa da içine, yine de umutla dalga dalga devam etmeyi. HEP DEVAM ETMEYİ..