İnsan bazen geçmişe dönmek istemez, sadece o ana dönüp kendine sarılmak ister, orada daha akıllı değil daha merhametli olsaydım der. Ama geri gidilemiyor işte, zaman kapıyı kilitleyip anahtarı içimizde bırakıyor, o yüzden düzeltmek yerine dönüştürmeyi öğreniyoruz. Ben hatayla yaşamayı, onu kendime karşı bir kırbaç yapmadan hatırlamayı seçiyorum, dersini alıp acısını inceltmeye çalışıyorum. Pişmanlık geldikçe de ona şunu fısıldıyorum, sen benim suçum değil, benim uyanışım ol, beni aynı yere geri çağırma, beni daha iyi bir yere taşı. Böyle olunca geçmiş bir yük olmaktan çıkıp, insanın içindeki vicdanın sessiz öğretmenine dönüşüyor.