·132 syf.····Okunma: 25 Ocak 2026 18:39 Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz kitabını bilmeyeniniz yoktur. Hikâye yaşlı bir balıkçının tam seksen dört gün boyunca denizden eli boş dönmesiyle başlar. Bir balıkçı için bunun ne denli zor bir durum olduğu ortada. Ama bunca olumsuzluğa rağmen ihtiyar balıkçı umudundan bir parçacık olsun kaybetmez. Her yeni günde yeni umutlar ve tazelenmiş gayretiyle denize açılır. Seksen beşinci günde, aradığı şeyi sonunda bulur. Dev bir kılıç balığı oltasına takılır. Bu koca balığı zapt edebilmek elbette kolay değildir. Balık o kadar büyük ve güçlüdür ki yaşlı balıkçı, teknesiyle birlikte balığın peşinden günlerce sürüklenir. Bu sürüklenmeler ve denizde geçen uzun saatlere rağmen balıkçı bir kez olsun ipi kesmeyi aklının ucuna getirmez. Mücadeleyi asla bırakmaz. Bu gayreti sonucunda galibiyeti elde eder ve sonunda balığı alt etmeyi başarır. Ancak bu başarının uzun soluklu olacağını sanmayın. Bu, sihirli bir masal kitabı değil. Hayatı zorluklarla, savaşlarla ve olmazlarla geçen ihtiyar balıkçı için bu koca balık da göğsüne kolayca takabileceği bir madalya olmaz. Çünkü hayatı zor geçen insanlar için madalya kazanmak bile bir eziyettir. Madalyayı takarken bile iğnesi batar insanın ta yüreğine. Acısını tüm ruhuyla hisseder. Balıkçı için de durum böyle olur. Öldürdüğü kılıç balığının kanı denize karıştığı için köpekbalıkları kokuyu alır. Tekneyi bulmaları da balığa saldırmaya başlamaları da uzun sürmez. Balıkçı varını yoğunu ortaya koyar. Savunabileceği her şeyi kaybeder ama yine de pes etmez. Köpekbalıklarını savuşturur. Kıyıya dönmeyi başarır. Ama bunun bir mutlu son hikayesi olmayacağının sinyallerini vermiştik. İhtiyar balıkçı, kıyıya daha varmadan avladığı o devasa balıktan geriye neredeyse sadece bir kafa ve iskelet kaldığını görür. İçinden binlerce farklı düşünce, kalbinden binlerce derin duygu akıp geçer.
Kıyıya varır, teknesini bağlar ve evinin yolunu tutar. Ava başlarken ve avını yakaladığında hesapladığı her şeyi bir kenara bırakır. Çünkü elinde kalan koca bir hiçtir. Günlerce verilen mücadele, alınan yaralar, mahkûm olunan yalnızlıklar koca bir boşluğa çıkar. Bunları anlattığımda balıkçının her şeye sırt çevirdiğini veya kahrından öldüğünü sanmayın. Çünkü balıkçı bu saydıklarımın hiçbirini yapmıyor. Aksine yeniden başlıyor. Yaralarını sarıyor, yeniden denize açılmak ve avın peşine gidebilmek için gücünü toplamaya koyuluyor.
Kitabı okumayı bitirdiğimde içimde beliren duygu, hemen kalkıp bunları yazmamı sağladı. Çünkü hayatın koşturmacasında bir şeyleri hep unutuyoruz. Sürekli mücadele ediyoruz. İstediğimiz şeyler olmayabiliyor ya da olduklarında bizler artık onları istemiyoruz. Yaşlı adam ve deniz, hayatın bu yönünü ortaya çıkarıyor en samimi haliyle. Diyor ki, yenilmek sandığın şey düşmek, geride kalmak, her şeyi mahvetmek, sıfırdan başlamak, kaybetmek demek değildir. Yenilmek, vazgeçmektir. Yenilmek, verdiğin mücadeleye, çektiğin ıstıraplara rağmen öylece bırakmaktır. Elbette olumlu sonuçlar elde etmek her zaman için iyidir. Ancak tek önemli şey değildir bu. Her şeye rağmen devam edebilmek ya da yeniden başlayabilmek, sonuçlardan çok daha önemli ve değerlidir. Balıkçının balıkla, kendiyle, hayatla ve diğer balıklarla olan mücadelesi gerçek hayatın kendisini ortaya koyuyor. Mutlu sona bu kadar yaklaşmışken bir anda işlerin istenildiği gibi gitmeyeceği durumların her zaman gerçekleşebileceğini anlatıyor bize. Büyük bir balık tuttun, hayatının fırsatını yakaladın, o çok istediğin şeyi aldın. Ama sonra bir baktın. Balık kaçmış, fırsat bitmiş, isteğin yok olmuş. Ama sen hala varsın. Yeniden başlamak için sen hep varsın.