·608 syf.····Okunma: 25 Ocak 2026 22:09 Sevgili Carlo Vecce son bölümde bu yola nasıl çıktığını ve hikayeye nereden başladığını anlatırken kitabı şu satırlarla bitirmiş;
“𝐆𝐢𝐭𝐦𝐞𝐝𝐞𝐧 𝐨̈𝐧𝐜𝐞 𝐂𝐚𝐭𝐞𝐫𝐢𝐧𝐚 𝐛𝐚𝐧𝐚 𝐠𝐮̈𝐥𝐮̈𝐦𝐬𝐮̈𝐲𝐨𝐫.𝐃𝐚𝐡𝐚 𝐨̈𝐧𝐜𝐞 𝐡𝐢𝐜̧ 𝐲𝐚𝐩𝐦𝐚𝐦𝛊𝐬̧𝐭𝛊.𝐃𝐮𝐝𝐚𝐤𝐥𝐚𝐫𝛊𝐧𝛊𝐧 𝐢𝐧𝐜𝐞 𝐤𝛊𝐯𝐫𝛊𝐦𝛊𝐧𝐝𝐚 𝐛𝐞𝐥𝐢𝐫𝐞𝐧,𝐠𝐨̈𝐫𝐮̈𝐧𝐦𝐞𝐳,𝐭𝐚𝐭𝐥𝛊 𝐯𝐞 𝐛𝐞𝐥𝐢𝐫𝐬𝐢𝐳 𝐛𝐢𝐫 𝐠𝐮̈𝐥𝐮̈𝐦𝐬𝐞𝐦𝐞.𝐊𝐚𝐝𝐢𝐦 𝐯𝐞 𝐞𝐯𝐫𝐞𝐧𝐬𝐞𝐥 𝐚𝐜𝛊𝐥𝐚𝐫𝛊𝐧 𝐲𝐚𝐧𝐤𝛊𝐬𝛊,𝐛𝐢𝐥𝐠𝐞𝐥𝐢𝐤 𝐝𝐨𝐥𝐮 𝐛𝐢𝐫 𝐠𝐮̈𝐥𝐮̈𝐦𝐬𝐞𝐦𝐞.𝐀𝐜𝛊𝐲𝐥𝐚 𝐤𝐚𝐫𝛊𝐬̧𝛊𝐤 𝐧𝐞𝐬̧𝐞,𝐤𝐨𝐫𝐤𝐮𝐲𝐥𝐚 𝐤𝐚𝐫𝛊𝐬̧𝛊𝐤 𝐚𝐫𝐳𝐮,𝐨 𝐠𝐢𝐳𝐞𝐦𝐥𝐢 𝐯𝐞 𝐚𝐲𝐫𝛊𝐥𝐦𝐚𝐳 𝐤𝐮𝐜𝐚𝐤𝐥𝐚𝐬̧𝐦𝐚;𝐡𝐚𝐲𝐚𝐭𝛊𝐧 𝐭𝐮̈𝐦 𝐛𝐮̈𝐲𝐮̈𝐤 𝐬̧𝐞𝐲𝐥𝐞𝐫𝐢𝐧𝐝𝐞 𝐯𝐚𝐫 𝐨𝐥𝐚𝐧:𝐃𝐨𝐠̆𝐦𝐚𝐤 𝐯𝐞 𝐝𝐨𝐠̆𝐮𝐫𝐦𝐚𝐤,𝐬𝐞𝐯𝐦𝐞𝐤,𝐡𝐚𝐲𝐚𝐥 𝐞𝐭𝐦𝐞𝐤,𝐛𝐞𝐥𝐤𝐢 𝐝𝐞 𝐨̈𝐥𝐦𝐞𝐤...“
Caterına…Yakup’un kızı…
Kafkas Dağları’ndan koparılıp esir düşen,
Konstantinopolis’e uzanan uzun ve sert bir yolculuk.
Özgürlükten köleliğe,kölelikten anneliğe savrulan bir hayat…
Sevgili Leonardo Da Vinci’nin annesi olabilir mi bu Çerkez kızı? O hüzünlü ve umut vadeden gülümsemesiyle O esir düşmüş özgür bir kadın olan Caterina olabilir mi?
Carlo Vecce bizi alıp Tuna nehrinden,Konstantinopolise,oradan İtalya’ya götürüyor.Caterina ile beraber geçtiği bütün yollardan aynı ayak izlerini takip ederek ilerliyoruz.Çünkü oradasınız.Tam içinde..
Caterina’nın elinden tutmuş,bütün kız kardeşleriniz ile beraber yürüyorsunuz.
Hala bir yerlerde hayata gülümseyen biz kadınlar.
Hepimizin gülüşünde bir parça Caterina yok mu?
O kadar büyülü ve etkileyici bir hikaye ki bu.
Bu hikaye Vecce’nında dediği gibi sadece Caterina’nın hikayesi değil,O yollardan geçmiş ve geçen bütün kız kardeşlerimizin hikayesi.
Gelin birde Leonardo Da Vinci’nin annesi olduğu düşünülen Mona Lisa’nın hikayesine ve gülüşüne birde burdan bakalım.
Tarihe adı küçük harflerle yazılmış ama acısı büyük kalmış Caterina’nın hikayesini okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.