Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Ben bu kitaba nasıl bu kadar geç kalmışım… filme de elbette. Bu denli etkilendiğim bir kitabın bir de uyarlaması varsa, onu izlememek zaten mümkün değil; ama ikisinin de etkisinden çıkamıyorum şimdi iyi mi.Bu yüzden bu küçük yakınmamı mazur görün lütfen. Önce kitaptan başlayayım: İngiliz Hasta ne yalnızca bir aşk romanı ne de sadece bir savaş anlatısı. Kimlik, sınır, aşk, aidiyet ve vicdan üzerine kurulu, çok katmanlı ve gerçekten sarsıcı bir roman. Üstelik kitaptaki her karakter, bu temalardan birinin taşıyıcısı gibi konumlanıyor. Almasy yani İngiliz Hasta, kimliğin ve sınırların anlamsızlığının simgesi. Onunkisi uluslara, haritalara ve etiketlere sığmayan bir hayat. Kendini bir pasaporta değil; çöle, rüzgâra ve hatıraya ait hissediyor. Kahire sokaklarından Sahra’nın sonsuzluğuna uzanan bu coğrafya onun için bir varoluş biçimi. Hemşire Hana ise şefkatin, travmanın ve iyileştirme arzusunun cisimleşmiş hali. Savaşta babasını ve sevdiklerini kaybetmiş olmasına rağmen, kalmayı, bakmayı ve onarmayı seçen bir bilinç. Yıkımın ortasında sessizce var olmayı sürdüren bir merhamet alanı adeta. Kip, vicdanın ve sömürgecilik sorgusunun en açık sesi. Mayın imha ederken savaşın çirkin yüzüyle yüzleşen; özellikle atom bombası sonrası yaşadığı kırılmayla “kimin hayatı daha değersiz sayılıyor?” sorusunu çıplak hâliyle ortaya koyan karakter. Katharine ise aşkın, ihanetin ve yıkımın roman içindeki en trajik figürü. Bir anlamda bu hikâyenin Anna Karenina’sı: tutkulu, kaçınılmaz ve felaketle çevrili. Romanın arka planında, İkinci Dünya Savaşı yıllarında İtalya’da yolları kesişen dört insanın hikayesi var: Yanarak hafızasını yitirmiş bir adam, ona bakmayı seçen Kanadalı hemşire Hana, casusluk yaparken yakalanmış Caravaggio ve mayın imha uzmanı Kip. Ama Ondaatje asıl olarak olayları anlatmakla ilgilenmez; zamanı parçalayarak tarihi kişisel bir deftere dönüştürür. Almasy’nin Herodot’un Tarihler’ine notlar düşmesi de bu yüzden anlamlıdır; çünkü burada tarih, kişisel olanla kolektifin iç içe geçtiği bir alana dönüşür. Film, romana birebir bağlı kalmak yerine aşkı daha görünür kılar; roman ise kimlik, vicdan ve politik tarihi çok daha sert ve derin bir yerden kurcalar. Özellikle Kip’in atom bombası sonrası yaşadığı sarsıntı, kitapta çok daha çarpıcıdır. Finalleri de aynı değildir; ama her ikisi de ayrı bir dünya, ayrı bir parça gibidir. Birinden vazgeçmek, diğerini eksiltmek olur — bu da her ikisine haksızlık. Bu yüzden İngiliz Hasta’yı tek bir türe ya da tek bir duyguya indirgemek mümkün değil. Haritaların yetmediği, kimliklerin çözüldüğü ve vicdanla aşkın en son sözü söylediği nadir metinlerden biri.
İngiliz HastaMichael Ondaatje · Alfa Yayınları · 2018364 okunma
·
115 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.