Gönderi

Livaneli’den Bir Şaheser
10/10
·324 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 16:45
Livaneli’den Engereğin Gözü’nü okuduktan sonra yazara hayran kalmış ve bir kitabını daha okumak istemiştim. Yaptığım araştırmalar, Abdülhamid dönemine olan merakım ve tarih ilgim doğrultusunda Kaplanın Sırtında’yı almaya karar verdim. Bu kitabın bir şaheser niteliğinde olduğunu söylemem gerekiyor. Her sayfası ince ayrıntılarla ve tarihsel bilgilerle dolu. Kitapta, 31 Mart Vakası sonrasında saraydan apar topar çıkarılan ve tahttan indirilen Abdülhamid’in ailesiyle birlikte Selanik’e götürülüşünü ve burada başlayan yaklaşık üç yıllık sürgün hayatını okuyoruz. Bu dönem, kendi doktorunun tuttuğu notlar aracılığıyla son derece etkileyici ve gerçekçi bir şekilde aktarılmış. Kitabı okudukça, her çevirdiğim sayfada Abdülhamid’e dair önyargılarım biraz daha kırıldı. Evet, istibdat vardı; baskı vardı. Ancak bunların, dönemin şartları içinde vatanı ayakta tutma çabasının bir parçası olduğunu da anlamış oldum. Abdülhamid tahttan indirildikten ve istibdat sona erdikten sonra, dönemin subayları gerek particilik gerek siyaset yüzünden disiplinlerini kaybetmişti. Osmanlı’nın en kıymetli topraklarından biri olan Balkanlar elden giderken, Abdülhamid bu haberi aldığında bile eline bir tüfek verilmesini istemiş; herkes gitse bile Selanik’te kalıp şehri savunacağını söylemişti. İşte o satırları okurken içimden şu geçti: “Bu adam bu ülkenin yararından başka ne istedi?” Herkesin okumasını öneririm; özellikle de “Abdülhamid’i anlamak” isteyenlerin.
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,5bin okunma
·
30 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kaplanın sırtında okurken insan tarihe uzaktan bakmıyor da sanki aynı odada nefes alıyor, sürgünün soğuğu sayfadan ele geçiyor. Doktor notlarının dili ayrı bir sızı taşıyor, hüküm vermeden gösteriyor, insana da yavaşça şunu yaptırıyor, önce dinlemek sonra anlamak. Önyargının kırılışı en kıymetli okurluk hâli bence, çünkü zihin kesinlikten arınınca kalp ayrıntıyı duymaya başlıyor, ayrıntı duyulunca da insanlık görünür oluyor. Senin anlatımında en çok şuna takıldım, güç gidince geriye kalan şeyin yalnızlık ve sorumluluk olması, kalabalık çekilince vicdanın sesi daha net çıkıyor. Kitap bitince insanın içinde tek bir duygu kalıyor, geçmiş dediğimiz şey kapanmış bir defter değil, her okunuşta yeniden açılan bir ayna.