Kitabın başlıca konusu: Bir baba ve 3 kızı var bu 3 kızında kendi çocukları var, baba yazları kızlarının yazı geçirmeleri için bir ada satın alıyor ve o adaya da 4 tane ev yapıyor birisi kendisi ve eşi için diğer 3 ev ise kızları için.
Zamanla bu kızların çocukları oluyor ve bu çocukların adada geçirdiği güzel yaz vakitlerini okuyoruz bunun dışında ana karakterimizinde aşık oldugu Gat adında bir çocuk daha var o ise hint asıllı, üç kız kardeşten birisinin sevgilisinin yeğeni oluyor o da her yaz adaya geliyor.
Yaşları 15e gelince başkarakterimiz Cadence Ada’da bir kaza geçiriyor ve gozlerini denizde açıyor sonra hastaneye yatırılıyor(bir kaç vakit sonra çıkıyor tedavi evde devam ediyor) hafıza kaybı yaşıyor, 1-2 senelik bir tedavi süreci ardından tekrardan normal hayatına geri dönmeye çalışıyor denebilir çünkü hafızası hâlâ yerinde değil bu kazanın neden yaşandığını hatırlayamıyor.
Bu kısımalardan sonra Cadence 2 yıllık bir ara ardından Ada’ya tekrar yaz vakitlerinde tıpkı eski günlerde olduğu gibi geri dönüyor ve bu kazanın perde arkasında neler yaşandıgını aydınlatma çalışmalarını başlatıyor.
Adım adım hafızası yerine gelen Cadence trajik gerçekle karşılaşıyor ana temalarıyla kitabın konusu budur.
Konuyu geçersek benım yorumum kitaba bayıldım yazım tarzı çok hoşuma gitti elimden bırakamadım asla ve çok beğendiğim kitaplar arasına girdi sonu çok trajikti, sanki o adada ben de onlarla yaşıyormuşum da bu gerçekle bende yeni yüzleşmişim gibi hissettim. Hiç beklenmedik bir sonla kapanış yaptı kitap. Kesinlikle öneririm,
tavsiye ederim.
Agatha Christie’den On Kişiydiler ve Doğu Ekspresinde Cinayet romanlarını okumuş birisi olarak bu romanı pek beğenemediğimi belirmeliyim. Kitap bir çırpıda bitti ne oldu ne bitti anlamadan, bunun sebebinin kurgunun çok basit olduğuna bağlıyorum.
Agatha Christie’ye çok yakıştıramadığım bir roman oldu şahsen. Çünkü okuduğum diğer romanlar bu kitapdan 10 gömlek üstün nitelikte.
Konusu ise: Bir bilim adamımız var ve yeni bir buluş ortaya cıkarmak üzere bir formül buluyor. Bu buluş dünyayı değiştirecek nitelikte atomlarla ilgili birşey. Devamında bizim dedektifimize bir telefon açıyor ve kendisinin hayatının tehlikede olduğunu, ailesinin onu öldürmek istediğini söylüyor bunun neticesinde de dedektifimizi oraya davet ediyor. Dedektif tam oraya gittiği esnada ise ölüm anı gerçekleşiyor ve bilim adamı ölmüş oluyor.
Bu kısımlardan sonrasında cinayetin çözüm aşamalarını yavaş yavaş ilerletme görevi dedektifimizde oluyor. Ben sonunu tahmin etmedim zaten pek ipucu yoktu açıkçası -yine de birkaç tane vardı- yazarımız bayağı hedef şaşırtmaya oynamış.
Dediğim gibi Agatha Christie’e yakıştıramadığım bir kitap oldu beklentiniz çok yüksek başlamayın. Hiç Agatha Christie okumadıysanızda muhakkak Doğu Ekspresinde Cinayet’i okuyun, şiddetle tavsiye ederim.
Acı KahveAgatha Christie · Altın Kitaplar · 202511,5bin okunma