Bu kitabı okumak inanın ki çok zor oldu. Gerçekliğinin sarsıcılığıyla beni darma duman eden, okurken gözyaşlarıma hakim olmadığım bir kitaptı.
Ama bazı gerçekleri de göz ardı edemeyiz.. Özellikle acımasızca öldürülen, sistematik bir şekilde tecavüze uğrayan masum insanlar savaşın acımasız yüzünü bizlere gösteriyor.
Kitap, Yugoslavya'nın dağılma sürecini ve Sırp ordusunun Boşnaklara karşı başlattığı sistematik şiddeti ele alır. Suada’nın ailesi dağılır, sevdikleri öldürülür.
Suada, Sırplar tarafından kurulan toplama kamplarına götürülür. Kitabın en zorlayıcı ve dramatik kısımları, bu kamplarda kadınların uğradığı fiziksel ve psikolojik şiddeti, sistematik tecavüzleri ve insanlık dışı muameleleri anlattığı bölümlerdir
Roman, Avrupa'nın göbeğinde, dünyanın gözü önünde yaşanan bir soykırımı ve kadınların savaşta bir "silah" olarak kullanılmasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer.
Bu kitabı bitirdiğimde bir süre boşluğa baktım. İnsanın insana neler yapabileceğine inanmak güç... Ama her şeye rağmen "incir kuşları" gibi hayata tutunma çabası beni çok etkiledi. Eğer kalbinizi titretecek, sizi sarsacak ve uzun süre etkisinden çıkamayacağınız bir roman arıyorsanız, bu kitap tam size göre.