Puan vermedi·517 syf.····Okunma: 26 Ocak 2026 17:25 2026, 26 ocak, pazartesi günü saat 17.25'te kitabı bitirdim.
İlk başlarda karakterin oldukça toy ve fazlasıyla heyecanlı hayat dolu hallerinden, sağanak yağmurun dahi hafifletemeyeceği bunaltıcı bir atmosferin içinde kendisini bulmasına, yaşamaktan azap duyacak ahvale bürünmesine şahitlik etmek benim için çok ilginç ve bir o kadar da hüzün verici bir okuma deneyimi oldu. Brissenden ve Martin'in burjuvaziye karşı duydukları nefreti özellikle kitabın sonlarında fazlasıyla duyumsadım, karakterin sakin kaldığı sinirbozucu yerlerde ben onun yerine sinirlendim :d
Martin'in eskiden çok ama çok üstünde gördüğü bu insanların, durum değişince sergiledikleri can sıkıcı iki yüzlülüklerine karşı duyduğu bezginliği, nefreti ve alaycı hali bana da geçti istemsizce.
Onun hikayesinin sonunda bu kararı vermesinde ve bunu kurtuluş olarak nitelendirmesinde "ölü adam hiçbir zaman dirilmez" inancının verdiği rahatlığa rastlanıyor, ancak bunun tam tersi bir inanca sahip olsaydı, belki de metafiziksel soyutlama yeteneği biraz daha derinlikli olsaydı, daha farklı bir yol çizebilirdi diye de düşünmeden edemedim. Kitaptaki en sevdiğim şey ise Martin'in iradesi ve çalışkanlığıydı, öyle bir iradeye sahip ki bunu son anlarında bile sergilemekten geri durmadı. Çalışkanlığa karşı bir kez daha imrendim bu karakterle birlikte, dünyadaki en güzel özelliklerden birisi kesinlikle.
Keşke daha farklı bir yol çizebilseydi ve böyle bitmeseydi :'(