Güneydoğu’nun o kavurucu sıcağını, tozlu yollarını ve insanın içine işleyen o kadim havasını soluyarak bitirdim Patasana’yı.
Yazar, bizi Gaziantep’ten alıp binlerce yıl öncesinin Hitit tabletlerine öyle bir bağlıyor ki, okurken zaman kavramı birbirine karışıyor.
Dürüst olmak gerekirse, o gizemli hava ve arkeolojik detaylar beni mest etse de, bir noktadan sonra kurgunun temposunda ufak bir yorulma hissettim.
Kitap, aslında bir "vicdan" muhasebesi yapıyor... Bir yanda Saray yazmanı Patasana’nın binlerce yıl önceden gelen itirafları, diğer yanda günümüzde işlenen vahşi cinayetler...
Kitapta bazı diyaloglar biraz fazla "açıklayıcı" kalabiliyor. Karakterlerin duygusal tepkileri bazen akışın sertliğine göre biraz hafif kalmış gibi hissettirdi.
Kitap bittiğinde damakta antik tad ve güncel bir hüzün bırakıyor. Ahmet Ümit kitaplarında gördüğüm daha iyileri kadardevleşmese de, tavsiye edebileceğim bir eser.