La... bir tasavvuf hikayesi . Bizim hikayemiz. Annemiz ve babamız.
Yazarımız bu eserde Adem ve Havva'nın hikayesini oldukça sade bir dil ve lirik bir şekilde dile getirmiştir. Şiirsel bir anlatım söz konusudur. La ifadesi 'yok'anlamındadır. Allah evreni yarattıktan sonra cenneti ve Adem'i yaratmıştır . Cennette günlerini geçiren Adem bir şeylerin eksik olduğunu hisseder. İçi içine sığmaz cennet ona vasat gelmeye başlamıştır . İnsan ya ille de anlam arayışı içinde olacak tabi. Bu nedenlerden dolayı Allah kendisine eş ve arkadaş olsun diye Havva'yı yaratır. Bu durum karşısında Adem oldukça memnun olmuştur . Adem'in isteği yerine geldiği gibi iblisin de isteği bu doğrultudadır . İblis , Havva'nın yaratılmasıyla Adem'e nasıl yaklaşacağı ve nasıl kandıracağı konusunda düşünceleri şekillenir. Dünyada artık bir kadın vardır. Ve erkeğin en hassas noktası. Welhasıl kelam gelişmeler belli az çok. Havva'nın isteği üzerine Adem yasak meyveden yer. Bu edim karşısında iblis emeline ulaşır, Adem ve Havva kandırılmış ve ikisi birden cennetten kovulmuştur. İblis burada başarı elde ettiğini düşünür. Fakat yazarımız ve kendim dahil Adem'in yasak meyveyi yemesinin insanoğlu için zorunluluk olduğunu düşünüyoruz . İnsan denen varlık Adem'in yasak meyveyi yemesiyle meydana gelmiştir ve kendisini gerçekleştirmiş insanoğlu olmuştur. Aksi halde zıtlıkların oluşmaması nedeniyle Adem, melek olma vasfı ile devam edecekti . Pek tabi melek olma vasfı başka insan olmak başka. O yasak meyve elbette yenilmeliydi.Bu diyaklektiğin gereğidir aynı zamanda. Bu bir hikayeye anlam katma serüveni olmuştur. Özgür iradenin ilk çıkış noktası olup sapiensleri ortaya çıkarmıştır.
Özgür irade denilince pek tabi davranışların sonuçlarının olması da kaçınılmaz olur. Adem, Adem olmayı seçti , iradesini kullandı ve bu iradeden ötürü de cezasını çekecek. Bu özgür iradenin yanlış kullanılması ile Adem cenneten kovulur eşiyle birlikte. Suçluluk psikolojisi peşini bırakmaz. İnsan rahatlığı ister ya. Artık yeni mekan cennet değildir. İstediği şeyler elinin altında değildir. Zorluklar baş gösterir. Adem Havva'dan uzak kalır. Açlık, susuzluk, yalnızlık gibi duygular hepten Adem'e hücum eder. Ve Adem hepimizin şu an yaptığı gibi Allah a yakarır. Tövbe eder. Pek tabi tövbesi fiziksel anlamda kabul edilmemiş. Sadece manevi anlamda dünyaya alışması ve kendisince değiştirmesi yönünde kabul edilir tövbe. Adem Havva'ya da kavuşmuştur bu arada. Artık onlara kalan şey Allah rızasına uygun bir şekilde yaşamak, dünyayı değiştirmek,anlam katmak ve üremek. İnsanın varoluş hikayesi işte . Durumu kabullenen Adem artık kabullenme psikolojisi ile bütünleşmiş bulunmaktadır ve bu durum kendisini rahatlatmıştır . Ta ki çocukları olana kadar . Büyüdüler büyüdüler ve kocaman adamlar oldular . İsimleri Habil ve Kabil'di. Biri sakin, sevecen, uyum sahibi diğeri ise tam bir insanoğlu . Ademin tövbe etmeden önceki hali gibi . İnsan atasına çeker ya . Kabil de atasından başkaldırmayı almıştı genetiğinde. Durumu gören Adem deneyimlerinden ötürü ne kadar dil dökse de oğlu itirazlarla babasını engellemiştir. Ben de senin gibiyim baba dercesine. Ve bu söylemler Adem de ilk günahı hatırlatıp üzülmesine vesile olmaktadır. Kabir,ihtiras, bencillik Kabilin hamurunda yoğrulmuştu bi kere. Ve nihayetinde ilk cinayeti işledi . O da babası gibi pişman oldu. Ve bu pişmanlık miras olarak bize kadar geldi . Suç işliyoruz sonra pişman oluyoruz. Atamız gibi . Adem gibi, Kabil gibi .
Karakter çok güzel işlenmiş kitapta.
Adem: sürekli öğrenmek isteyen, kelimelerin babası olarak karşımıza çıkmaktadır.
Havva: ilk etken durumundan sonra edilgen hali almıştır ve eserde pek bahsedilmemiştir diğer karakterlere göre .
İblis: kibir ile eş olan varlık. Sadece ben diye diye solipsist bir hal alan varlık. Kendisinden daha üstün bir varlığa tahammülü olmayan varlık.
Eserin dili gayet açık anlaşılır. Düz yazı ile şiir arası bir durum sözkonusu olmuştur . Açıkçası yazarın bu metodu hoşuma gitti . Okuyucu sıkmayan bir anlatım sözkonusu olmuştur.
Ana hikayemiz.. hepimizin hikayesi
İyi okumalar
Esenlikle ..