Gönderi

9/10
·203 syf.··
2026 17. kitabı
Ficciones benim için bir öykü kitabından çok, zihnin sınırlarıyla oynayan bir alan oldu. Ne demek istiyorum: Borges burada hikâye anlatmaktan çok, okuru düşünmeye zorluyor. Üstelik bunu uzun uzun açıklayarak değil; kısa, yoğun ve bazen rahatsız edici metinlerle yapıyor. Çoğu öykü bittiğinde “ne oldu?”dan çok “ben ne okudum şimdi?” diye kalıyorsun — ama tam da bu yüzden akılda kalıyor. Beni en çok etkileyen şey, Borges’in olaydan ziyade fikri merkeze alması. Karakterler çoğu zaman birer araç; asıl kahraman zaman, bellek, dil, kader ya da sonsuzluk. Babil Kitaplığı’nda bilgiyle anlam arasındaki uçuruma bakıyorsun; Funes’te kusursuz belleğin aslında bir lanet olduğunu fark ediyorsun; Pierre Menard’da aynı metnin bağlama göre nasıl tamamen başka bir şeye dönüştüğünü görüyorsun. Kitap boyunca sürekli şu his var: Gerçek dediğimiz şey sandığımız kadar sağlam değil. Zaman çizgisel olmak zorunda değil, neden–sonuç her zaman çalışmıyor, hatta bazen özgür irade dediğimiz şey bile bir yanılsama gibi duruyor. Borges bunu vaaz vererek değil, okuru labirentin içine sokarak anlatıyor. Ficciones kolay bir kitap değil ama zor olmak için de zor değil. Dikkat istiyor, yavaş okumayı istiyor. Özetle Borges sizden mesai istiyor :)) Karşılığında da seni “iyi bir hikâye okudum” noktasında bırakmıyor; biraz huzursuz, biraz uyanık, biraz da meraklı hâlde kapatıyorsun kitabı. Ben bunu bi daha okurum dediğim kitaplardan oldu şiddetle tavsiye ederim.
FiccionesJorge Luis Borges · İletişim Yayınevi · 2013570 okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.