Puan vermedi·202 syf.····Okunma: 08 Mart 2026 04:22 henüz sadece Beyaz Mantolu Adam’ı okudum. Dümdüz bakıldığında anlattığı pek bir şey yok. Ama oğuz atay dümdüz insanlar için değildir zaten. Toplumun tamamının (tekstilci kumaşçılardan, kemercilere veyahut plajdaki insanlara, parktaki çocuklara kadar) kadın mantosu giydiği ya da hayatının onda bıraktığı fiziksel izlere yargılarla baktığından bahsediyor biraz. sadece baktığından da değil insanoğlunun bu patavatsızlığı ve tabir-i caizse insancılsızlığından. Aslında çok da zor olmamalı bir insana hayatın onda bıraktığı izler yüzünden zorbalamalar yapmamak, sadece biraz daha anlayışlı olmak. kadın mantosu giydiği için yabancı damgası yemek, pantolonunun kemer yeri olmadığı için çengelli iğnelerle kemer takarken “şuna bak kemerini bile çengellilerle tutturmuş” cümlelerine maruz kalmak. Göze o kadar batmasa da hepimiz takılan kolyelerden, yüzüklerden, giyilen mont ve paltolardan kişiye ait bir yargı oluşturuyoruz. end of thought
düzenleme: Oğuz Atay için hafifti ama birkaç hikayesi dışında çok derinden etkiledi beni şahsen. favori hikayelerim Beyaz Mantolu Adam, Korkuyu Beklerken -şaşırmadığınızı düşünüyorum-, ve Demiryolu Hikayecileri bir rüya. Ortak noktalarını düşünüyorum biraz daha duygulular, ya da ben öyle anlam yükledim bilemiyorum. Ama beyaz mantolu adam da öbürleri de duygusallar, daha doğrusu duygularının varlıklarını hissediyorum. Yüzeysel yazılar değil bunlar, duygular ön planda ve hissediliyor. Önem verdiğim şeylerden biri anlatılan şeyi hissetmek. O yüzden benim için en değerli hikayeler bunlardı. Ben buradaydım sevgili okuyucu, sen neredesin acaba?