Puan vermedi·231 syf.····Okunma: 26 Ocak 2026 23:37 "İnsanoğlunu ölümsüz kılan tek şey sevgidir değil mi? Sevgiyi tanımamışsak onurlu olmayı da bilemeyiz."
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Berlin'e yapılan gözlerle Türkiye'den ve diğer güney ülkelerinden birçok işçi göçmen yerleşmiştir. İkiye bölünmüş bir Almanya'da yaşlı hanfendi Frau Lemmer Berlin'in göç almış bir bölgesinde tek başına yaşamaktadır. Eşi savaştayken çocuklarına hem annelik hem babalık yapmış Frau Lemmer savaş sonrası geri dönen eşi vefat edince ve çocukları da onu yalnız bırakınca yabancıların arasında tek başına yaşamak zorunda kalmıştır.
Hayattan ümidi kesmiş, eski günleri özleyen, savaşın travmalarını henüz atlatamamış bu yaşlı bayan kimseyle iletişim kurmayıp, onunla sohbet etmeye çalışan Nazi yanlısı kapıcıdan kaçmaya çalışmaktadır. Severek dinlediği tek komşusu da vefat edince daha da karamsar bir ruha bürünmüştür. Fakat ölen komşunun yerine taşınan yeni Türk ailesi fark etmeden Frau Lemmer'in hayata yeniden tutunmasını sağlayacaktır. Frau Lemmer'in kuşu Sarah'ın hasta olması bu aile ile bağlarını başlatacak ve her ilerleyen günlerde birbirlerini sevmeye başlamasına yardımcı olacaktır. Küçük bebek Ümmühan ise Nar Çiçeği olarak Frau Lemmer'in torunu olmuştur artık.
Kitapta ön planda bir yalnızlık anlatılırken arka planda ise Almanya'ya göç eden ailenin çektiği zorluklar, Almanlar tarafından dışlanmış olması, savaşın kötü yanları, savaş bitse de devam eden ırkçılık, ön yargıların kırılması ve hiç beklenmeyen bir mutluluk anlatılıyor. İnsanların değişimi, ekonomik etkiler, alışveriş çılgınlığı, genleşme merakı da yine yan konular arasında yer alıyor.
Anlatılan hikaye aslında çok iyi, bir film olsa ödül alacak nitelikte, hatta biraz daha dram katılabilir ve yaşanan ırkçılık boyutu daha belirgin işlenebilirdi bence. Yazar bunu çok daha güzel bir yerlere bağlayabilirdi. Fakat yazarın anlatış şekli, seçtiği bazı kelimeler bana göre hem akıcılığı olumsuz etkilemiş hem de hikayeyi biraz dağınık anlatmış. Altta yatan ana fikri ve anlatılan hikayeyi sevsem de Füruzan'ın anlatış şeklini çok sevemedim ve yetersiz buldum. 1975'te Batı Berlin'de işçiler ile yaptığı röportaj kitabı yazmasına büyük katkı sağlamıştır eminim. Ama kurguyu daha iyi yapabilirdi diye düşünüyorum.