"Yüzleştiğiniz her şeyi değiştiremezsiniz, ama yüzleşmeden hiçbir şeyi değiştiremezsiniz."
Çoğumuzun yüzleşmekten korktuğu gerçekleri sıralıyor Johann Hari. Hepimiz zaman zaman bir terslik olduğunu hissetmiş ama üzerinde durmadan kendimizi zorlamaya devam etmişizdir. Yarım kalan işler, bitmeyen kitaplar ve her şeyden önemlisi bir terslik olduğunu işaret eden beynimiz...
Dikkat dağınıklığı sandığımız şey çoğu zaman bir kusur değil, bir yorgunluk belirtisi. Zihnin artık tutunacak gücü kalmadığında, dikkat de dağılmayı seçiyor. Johann Hari, bu dağılmayı patolojik bir sorun gibi ele almak yerine, ruhsal bir alarm olarak okumayı öneriyor.
Benim için en çarpıcı noktası ise artık beynimin neden sürekli tetikte kalma ihtiyacı hissettiğini anlamam. Bir çok uyaran nedeniyle zihin derinleşemediği için yüzeyde dolaşıyor. Çünkü derinleşirse etrafındaki tehditlere karşı savunmasız kalacak...
Hepimizin fark ettiği ama çağın getirdikleri ile bir çözüme ulaşması zor olan bir sorun bu. Teknolojiden uzak duranlar, farkında olmadan kapılanlar, farkında olsalar bile bir şey yapamayanlar ve dikkatimizi çalmayı iş edinenler olarak insanları gruplayan bir problem.
Bu sorunu tüm gerçeklerle yüzümüze vurması ile çok çarpıcı bir kitap. Aynı şekilde toplumsal bir problemin yine toplumsal bir çözüm gerektirdiğini işaret etmesi ile de oldukça etkileyici.
Çalınan Dikkat, neden odaklanamıyorum çatışması yaşayan birçok kişi için kapsamlı bir cevap niteliğinde. Kitabı bitirince edindiğimiz farkındalık ise yeni soruları beraberinde getirmekte.
Kitapların iyileştirici gücüne inanan sevgili terapötik okur, Çalınan Dikkat ile Johann Hari bize dikkat dağınıklığının düzeltilmesi gereken bir kusur değil, anlaşılması gereken bir sinyal olduğunu öğretiyor.