yarası saklı
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Selam dostlar Allahım ben ne okudum böyle? Bu analizi yazarken Gece saat üç, elimde kitap, gözlerimde yaş, kalbimde de Devran Kerem Bozkurt diye bir ağırlık... Başak Kızıltan, sen bize ne yaptın böyle yazar hanım? Resmen hayat enerjimi bu kitabın sayfaları arasına bıraktım geldim. 'Yarası Saklı' bitti ama ben hala o evin mutfağında Leyal ve Devran'ın atışmalarını dinliyorum sanki. Hani bazı kitaplar vardır okursun geçer, bu öyle değil; bu bildiğin insanın ruhuna çöküyor, kalkmak da bilmiyor. Önce şu Devran meselesini bir konuşalım... Ya kardeşim, bir insan bu kadar mı 'duvar' olur? Psikolojide buna 'duygusal yalıtım' mı diyorlar ne diyorlar bilmiyorum ama adam resmen bütün hislerini o üniformanın arkasına kilitlemiş. Kendini 'görev adamı' diye tanımlıyor ama aslında o disiplin, içindeki o yaralı çocuğu korumak için kurduğu koca bir hapishane. Duygularını hissetmek yerine onları birer askeri prosedür haline getirmiş. Ama gel gör ki Leyal'in o dik kafalı ama samimi halleri gelince o koca surlar çatır çatır yıkıldı. Adam resmen yürüyen bir savunma mekanizması ama Leyal onun o 'saklı' yarasını öyle bir bulup çıkardı ki, izlerken benim bile canım yandı. Leyal desen apayrı bir vaka... O savcı kimliğinin arkasına sakladığı o inadı, kimseden yardım istemeyişi aslında tam bir 'hiper-bağımsızlık' örneği. Muhtemelen geçmişinde kimseye güvenemediği bir noktada 'kendi göbeğimi kendim keserim' demiş ve adaleti kendine kalkan yapmış. Dünyadaki o büyük karmaşayı ve suçluları kontrol etmeye çalışarak aslında kendi içindeki kontrolsüz kalmış acıları bastırıyor. Başak Hanım karakterlerin bu derinliğini o kadar iyi vermiş ki, o çatışmalar sadece bir inatlaşma değil, resmen iki farklı travmanın birbiriyle 'ben daha güçlüyüm' yarışı gibiydi. İkisi bir araya gelince zaten ortam resmen alev alıyor, ama o ateş fizikselden ziyade ruhsal bir arınma gibi. O sahte nişanlılık mevzusuna ne demeli peki? Ya siz kimi kandırıyorsunuz? Psikolojide 'yansıtmalı özdeşim' diye bir şey var ya hani, işte tam olarak o! Birbirlerinde o kadar çok kendilerinden parça buluyorlar ki, bu benzerlikten hem korkuyorlar hem de mıknatıs gibi birbirlerine çekiliyorlar. O bakışlar, o birbirinizi korumak için kendinizi siper etmeler... Aslında 'rol' yapıyor gibi görünürken en çıplak hallerini, o sakladıkları yaraları birbirlerine gösterdiler. İnsan en çok kime güvenmekten korkarmış? Tabii ki kendini en çok açtığı kişiye. İşte bu kitap bana güvenmenin aslında ne büyük bir risk ama ne muazzam bir iyileşme olduğunu iliklerime kadar hissettirdi. Gerçekten çok uzun zamandır bir kurgunun içinde bu kadar kaybolmamıştım. Aksiyon sahnelerinde nefesimi tutmaktan ciğerim soldu, o derin psikolojik hesaplaşmalarda ise sanki kendi hayatımı sorguladım. Başak Kızıltan kalemini konuşturmuş, karakterleri resmen ete kemiğe büründürmüş. Eğer bir karakterin hem sinirinizi bozup hem de onun yaralarına pansuman olmak istiyorsanız, buyurun bu kitap tam size göre. Leyal’in o dik duruşu da hepimize ders olsun, ne diyeyim... Vallahi bittiği için bir yanım çok hüzünlü ama iyi ki okumuşum diyorum. Bu hikaye benim kalbimde daha çok su kaldırır, üzerine çok düşünülür. Kalemine, o kocaman yüreğine sağlık Başak Kızıltan! Bizi mahvettin ama helal olsun, böyle mahvolmaya can kurban! Çıta şu an Everest'te, bir süre başka kitaba geçebileceğimi hiç sanmıyorum... " #YarasıSaklı #BaşakKızıltan #ParolaYayınları #LeyalVeDevran #GökbörüTimi #DevranKeremBozkurt #ÜsteğmenDevran
Yarası SaklıBaşak Kızıltan · Parola Yayınları · 202556 okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.