Kitabımız bir biyografik roman.
Madenci bir babanın en küçük oğlu Cahit, babasının maden kazasında hayatını yitirmesinden itibaren, ailece nasıl zorlu bir hayat mücadelesi verdiklerini ve o mücadeleden nasıl galip çıktıklarını, çok sade, yalın bir dille anlatmış.
Bir cümlesinde de demiş ki;
"Zorlukların insanı güçlü yapacağını zamanla öğrenmiştik. İnsanlar da daha güçlü, daha dayanıklı ve daha iradeli olmak ve böylece istediklerini yapabilmek için önlerine çıkan zorluklarla mücadele ederek olgunlaşır ve sağlamlaşırlar. Güçlü bir kişiliğe sahip olmak çok büyük bir emek gerektirir. Türlü sıkıntılardan sonra kelebeğin kozasından çıkışı gibidir.."
Yazarın Cahit Bağcı hayatı da işte bu alıntıda yazdığı gibi gelişmiş. Kitap bitince kendimi hayatı sorgularken buldum.
Bütün bu anlatımlarda, Sosyolojik açıdan bakınca büyük bir hayat dersi var..Ders çıkarabilene!
Günümüzde" ben yemedin evladım yesin, ben giymedim evladım giysin, ben yaşamadım evladım yaşasın" düşüncesiyle özenle yetiştiriyoruz çocuklarımızı. Hiçbir zorluk görmeden, hayat mücadelesi nedir hiç bilmeden.
Işte tam da bu noktada ebeveynlerin çok verici olmasının sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.
Belki bu iyi niyetli bir davranış olabilir ama, çocukların kişiliğinin oluşmasında bizlerin fark edemediği ne tür bir zarar oluşur? Asıl cevabını bulmamız gereken soru budur!
Gerçek bir hikâye ve insana hayatı sorgulatan bir kitap olduğu için herkese tavsiye ediyorum.
Bazı cümlelerinde çocukluğuma gittim, kendimi buldum. Güzel duygular hissettirdi, zamanda yolculuk yaptırdı adeta. Bu sebeple çok severek okudum.
Yazarın Cahit Bağcı kalemi çok iyiydi,aktı gitti.Kalemi daim olsun, selam olsun.
Keyifli okumalar diliyorum..